yakari vardı bak, onu da hem izler hem uyuz olurum. dağ, taş, börtü böcük ancak. aksiyon yok bişey yok. ancak kartalla konuşsun, sincapla muhabbet etsin, hamsterla dertleşsin, atla tavla oynasın, buzağı ile mangal yapsın. olayı nedir çözemedim. ama bir medeniyet eleştirisi, bir modernizm tokadı olduğunu te o zamandan anlamıştım. tabi olm çok zekiydim ne sandınız.
biberleyelim'deki topa acıdığım kadar kimseye acıyıp üzülmedim ama. resmen maç yaparken abanası gelmezdi insanın topa. lan canlıydı o beysbol topu. sopaylan vururlardı da nasıl canı yanardı garibin. gel ondan sonra mahalle maçında mikasa topa vargücünle vur. aklıma düşerdi namussuz her seferinde. bir de hiç unutmam kııh kıhh kıhh hıhh hhıııhh diye güldüğünde bir defa babam değerli gibi gülüyon ehehe demiştimde azarlamıştı annem, baba'ya öyle denir mi diye. lüzumsuz alınganlık işte. ama eğer gizem, merak, heyecan istiyorsanız illa ki judy ve uzunbacak derim. vallahi losttan beter. bütün dizi boyunca ana karakterin sadece bacaklarını görüyorsunuz, judy'e para gönderiyor, okutuyor, besliyor ediyor ama sadece bacak. bacak lan sadece bacak. hay sokayım yapacağınız diziye. hayır gayet de sürükleyici, bırakmıyorsunda. others'ı bu kadar merak etmiyorum allahıma. o zaman sinire keserdim, çünkü her bölüm bu defa kesin görecez yüzünü diye bekliyordum, göstermedi bir türlü götlekler. ancak iki uzun bacak, ancak alengirli gizem adamı pozları. kız buna tav olduğuna göre yakışıklıydı bu eleman, ben öyle hayal etmiştim en azından.
reklamlarla da dalayım diyorum aklıma düşüyor bir bir ama çok daha derin bir mevzu. persil supra var ilk aklıma gelen. neydi sahi o, nasıl bir şeydi. sonra dünyanın en aptal reklam müziği capri capri sun capri capri capri sun. iki kelime bir şey yazmadınız mı evladım. o skndirik içeceği nasıl da kakaladılar bize o uyduruk reklamla. neymiş içtikten sonra patlatılabiiyormuş. e ben tamek'in karton kutudaki vişne sularını da patlatıyordum ki zaten. bundan dolayı pantolonun paçaları az leke olmadı, az azar işitmedik. artema'nın "aç kapa aç kapa artema" raklamıda buna muadil işte. hepsi bu kadar. aç kapa. allah sizi bildiği gibi yapsın. "mintaxla canım mintaxla mintaxla canım mintaxla" da adını anmazsam olmazlardan.
ori kante'den yeke yeke, kimden hatırlamıyorum; komançero. heh neydi abi bunlar. dinledik bunu biz, sevdik zamanında. hey gidin hey. gerçi ona bakarsan "hop dedik abi noluyoz yani" de takılmıştı ya dilimize. ya da çelik'in ateşteyim'i nolcak. sözlerin yazsam hepimiz kendimizden tiksiniriz şimdi ama bir dönem kulak kabarttık, coşumsal olduk, klibine göz ucuyla baktık işte. yazılabilecek en kötü şarkıdır bu kanımca. tabi tayfun denilen john wayne kırmasının "hadi yine iyisin"nini de unutmamak lazım. ama ben en çok içinde zerre aşk, meşk, duygusallık barındırmayan yağdır mevlam su şarkısına neden ağladık milletçe onu merak diyorum. hala içim bir tuhaf oluyor melodisi aklıma geldikçe. emel sayın da ne içli söylüyordu bunu ha.
yoruldum. yazmak isityorum daha da sonu yok bu işin. daldan dala oldu zaten yeteri kadar, farkındayım. on seneye neler sığmış. yarısında bile bahsedemedim. oysa sabah nelerden girip nerelerden çıkmıştım. takaatim kalmadı. ne bereketliymiş bu seksenlerle doksanların kesişimi. coşkun sabah dan gelsin madem son olarak; anılar. -o da ne şarkıyı be abi, özetidir herhalde o dönemin. live is life'ı yıllarca life is life sandım onu da diyim madem bu da son olsun eheh.- bak nasıl da yavşadım hemen.