hapsırıklarımı taksitlere bölebiliyorum ben. insan içinde miyim, dersin ortasında mıyım, bahar mı geldi, sürekli hapşırmam mı gerekiyor? kocaman büyük bir hapşırığı üç eşit parçaya bölerek küçük küçük hapşırıyorum. sonra çevreden "ehe nası hapşırıyon sen ya", "kız bu nasıl hapşırmak eheh" şeklinde tepkiler alıyorum. işin aslıysa sadece ve sadece evdeyken ortaya çıkıyor. aslında büsbüyük hapşırıklarım var duvarları inleten.