beni çok gerilere götüren başlık. pısırıktım ben o zamanlar evet. kızlarla konuşurken bile yüzüm renkten renge girerdi. lise son sınıftaydım bir ikinci sınıflardan birinde seher diye bir kız vardı. gözlüklü,çıtı pıtı bişyedi. sesi incecik ve oldukça narindi. aşıktım kıza ama ne yaklaşmaya ne de konuşmaya cesaret edemezdim. selamlaşır hatta derslerden falanda konuşurduk ama ben hep içten içe severdim onu. lise bitti ve birbirimizi göremez olduk haliyle. ben üniversiteye gittim,üniversite bitti derken staja başladım. yanında staj yaptığım avukat beni konya çumraya hacze gönderdi. haciz işlemi esnasında bir sorun çıktı bende ofisi aradım. açan ses yabancıydı bizim sekreterin sesi değildi. ben yeni sekreterinizim avukat bey şu an yok dedi. ama ses geçmişten bir yerden kulağıma çok tanıdık geliyordu. haciz işlemi bitti ben geri döndüm. gece saatlerinde otobüsten indiğim için direk eve gittim dinlendim. sabah işe gittiğimde kapıyı açan kız benim lisede aşık olduğum kızdı. daha bir güzelleşmiş daha bir alımlı olmuştu. şaşkınlık içinde selamlaştık. içten içe seviniyor ama bir o kadar da üzülüyordum. kız nişanlanmıştı. artık dönüşü olmaz dediğim bir gün itiraf ettim bir zamanlar onu sevdiğimi. kızın gözleri hafif nemlenir gibi oldu "ne kadar çok bekledim biliyor musun acaba o da beni seviyor mu,gelip konuşur mu diye " dedi. o an içimde kopan fırtınayı tarif edemem ama yapacak bir şey yoktu artık. o günden sonra çok iyi iki arkadaş olduk. bazen olur böyle şeyler, gerçekten severseniz hemencecik söyleyemezsiniz, kendinize saklarsınız sevdiceğinizi. belkide hayallerinizle gerçeğin çelişmesinden korkarsınız.