hakem sayesinde kazandığımız karşılaşma oldu. gera atılmadan önce macaristan bizden daha iyi oynuyordu ve net gol pozisyonlarına giriyorlardı. buldukları bu kadar gol pozisyonunun temel nedeni de türkiye'nin belki de dünyanın teknik kapasitesi en sınırlı iki defans oyuncusu olan servet çetin ve emre aşık ikilisiydi. oyunu geriden bir türlü kuramadılar ve attıkları pasların yarısından çoğu rakip takım oyuncularına gitti. geriden oyunu kuramayınca da hep yavaş oynama durumunda kaldık.
fatih terim belki de kendisine en çok koyan hamleyi yaparak, maça hakan şükür'ü kadroya almayarak başladı. ama bu hareketi bize ileri ikilide artık hangi oyuncunun oynayacağını gösterdi. milli takımın forvetleri artık bu saatten sonra kesinlikle gökhan ünal ve halil altıntop ikilisi olmalıdır. eğer hakan şükür maçta oynuyor olsa, rakip on kişi kalsa bile milli takımın tüm oyuncuları ona gol attırmak için oynayacak, doldur boşalt taktiğiyle macaristan'ı bile yenemeyecektik.
ayrıca maçın inönü'de olmasından mı ne taraftarda da bir tuhaflık vardı. ilk yarı biraz tezahürat yapmaya çalışsalarda ikinci yarı resmen uyudular. takımın tam onlara ihtiyacı olduğu vakit nedense susmayı tercih ettiler. hele "kartal gol gol gol" tezahüratını "türkiye gol gol gol"'a uyarlamak gerçekten evlere şenlikti. hiçbir şeye benzemeyince de susmayı tercih ettiler. ama haklarını yememek gerek ikinci yarının bir bölümünde bağırmaya çalıştılar. serdar özkan sahaya girerken "türkiye" diye bağırmak yerine "ooo serdar özkan oley" diye tempo tutmayı tercih ettiler. ayıp ettiler.