Şu an ki ofis arkadaşım Yalçın'la ilkokulda da sınıf arkadaşıydık. Sanırım 5. sınıftaydık. Tabi o zaman bu kadar yakın arkadaş değiliz. Bu hikayeyle ilgili, o yıllarda önemli olan şeyse şuydu; Yalçın bok gibi resim yapardı. Resmen bok yapardı adam. Bütün dersleri 3-4 ortalama giderdi ama resimden 2'yi zor bulurdu. Bıkmıştı da yazık, bir gün ''al..yine 1 alcam işte... bir kişi de resim çizemesin ya... bir kişi de yapamasın yani ne var bunda'' diye isyan etmişti sınıfta, öğretmen de Yalçın'a şöyle dedi;
''o zaman seninle bir şey yapıcaz, başarabilirsen, birinci dönem ikinci dönem notlarının hepsi şimdiden 5, tamam mı?''
Yalçın hemen kabul etti tabi.
Hoca; ''Şimdi kağıda istediğin bir hayvanı çiz, sonra gidip kağıdı bir arkadaşına ver, sonra da yanıma gelip kulağıma hangi hayvanı çizdiğini söyle. Senden sonra da arkadaşın ne çizdiğini söyleyecek, eğer çizebildiysen bütün notlar beş, var mısın?''
Yalçın ''tamam amk varı.. pardon.. tamam hocam varım'' dedi.
Neyse iki dakikada çizdi bitirdi. ''Bitirdim hocam'' dedi. ''Tamam hadi git bi arkadaşına ver, bakalım bilebilecek mi ne çizdiğini..'' dedi.
Yalçın getire getire bana getirdi. Sonra gitti hocanın yanına, kulağına fısıldadı. ''Hmm, hadi bakalım'' dedi hoca ağzını aşağı sarkıtarak.. Ben daha da bi stress olmuştum. Sonra hoca bana sordu.
''Yalçın ne çizmiş?''
''Domuz çizmiş örtmenim'' dedim.
Hocanın içinden ''vay amk'' demiş gibi bi hali vardı sanki. Şaşırmıştı. '' Aferin, tamam geç otur hadi verdim sana beşi'' dedi yalçın'a.
Yalçın 'wufff' çekip geçti oturdu yerine.. herkese ''nası koydum ama'' hareketi yapıyordu..
Peki yalçın gerçekten domuz çizebilmiş miydi?
Tabi ki çizememişti amk.. Kağıdı getirdi, koydu önüme... hiç bir şeye benzemiyor. Bi kafa, bir gövde iki tane çubuktan ayak, bi kuyruk... emin de olamamış, çizmiş çizmiş silmiş kuyruğu. bakmış böyle olmayacak.. Resmin altına da yazmış ''bu donuz.''