Kendi kimliklerine önem verenlerin başkalarının kimliklerine de saygı duyması beklenir.
Unutmayın, Allah'ın huzurunda Kuran'dan sorulurken; ''Ama din adamları bana böyle öğretti, dedem şöyle anlatmıştı...'' gibi teviller getiremeyeceksiniz. Size ne öğretildiği değil, sizin öğrendiklerinizi Kuran süzgecinden geçirerek ne kadar yaşadığınızdır önemli olan. Şeker hastası bir misafirinize kadayıf ikram edip, ''annem misafire tatlı ikram etmem gerektiğini öğretti'' demezsiniz. Herkes kendi amellerinden sorumludur. Allah Kuran'da düşünmeye teşvik eder insanları. Ve ''içten (Allah'a) yönelenden başkası öğüt alıp-düşünmez.'' (Mü'min Suresi, 13) buyurur. Yani kilit nokta içtenlik, samimiyettir. Tüm Kuran'ı ezberden bilen, Arapça'sı mükemmel olan, hadis bilgisi en fazla olan değil, samimi şekilde Allah'a yönelendir öğüt alıp düşünebilen. Yoksa Kitabı bilip de onu layığı ile yaşamayan kişinin durumu, ''koskoca kitap yükü taşıyan eşeğin durumu gibidir.'' (Cum'a Suresi, 5)