soğuk ve karanlık.
sokak lambalarının loş ışığı
arnavut kaldırımlarında parlıyor.
sağlı sollu evlerin ışıkları sönük,
herkes uyur bu saatlerde.
ben,yürüyorum.
saat ikiyi çeyrek geçiyor.
boş bir parkta boş bir bank,
oturuyorum.
bir sokak köpeği yaklaşıyor,
önüme uzanıyor.
karşımda saat kulesi,
saat ikiyi çeyrek geçiyor.
rüzgar iyiden iyiye sertleşiyor,
yavaş yavaş kar yağıyor.
sıkıca sarılmaya başlıyorum
en az 6 kış geçirmiş montuma.
üşüyorum.
saat ikiyi çeyrek geçiyor.
uzaktan bir ezan sesi geliyor.
gecenin karanlığı sabaha yakın.
tek tük insanlar gördükçe
yalnızlığımın azaldığını hissediyorum.
saat ikiyi çeyrek geçiyor.
senin benden gittiğin günü düşünüyorum.
seni son gördüğüm günü...
ömrümün en kötü günü...
zihnim hatırlamak istemiyor,
gittiğin an saate baktığımı hatırlıyorum,
saat ikiyi çeyrek geçiyor.
zaman durdu seninle,
akrep yelkovan kıpırdamadı
sen benden ayrılalı.
kalbim ne zaman seni unutmak istese
gözlerim saate bakıyor.
saat ikiyi çeyrek geçiyor. *