bir pidecide çalışıyorum. yurt dışına gideceğim ve babamdan para alıp sıkıntıya sokmamak için sabah 8 akşam 10 köpek gibi çalışıyorum. evde yediğim yemeği kaldırmayan ben, günde 150-200 kişinin içine edip bıraktığı masaları temizliyorum. 27 gün daha çalışacağım. sonunda emeğimin karşılığını alınca önce babamı sonra ailemi en çok da kendim mutlu olacağım.
şu dünyada tüm hayatı bizim üzerimize kurulu olan nadide insanların en ufak bir gülümsemesi bile benim sayemde olacaksa ben bu iş için canımı bile veririm. her patron gibi bizim patronda uyuz, paragöz, varyemez, cimri. aranızda patron varsa üzerine alınmasın, sözüm meclis kulislerinden dışarı. ben bu patronun her gün tonlarca lafı altında ezilip büzülüyorum. normalde hayatta öyle bir insan değilimdir... ama dedim ya, babamın ve ailemin bir gülümsemesi beni bu iş için ayakta tutan şey.
bunları ailemle paylaşmıyorum. bari sana anlatayım sen bil sözlük. az kaldı kardeşim. çalışıp didinip bu yaşımda kendi paramı kazanacağım ve çorbada benim de tuzum olacak. 27 gün sonra eylül de buraya tekrar bir entry gireceğim. o zaman o çorbayı hazır bir şekilde buraya getireceğim. çorba biraz tuzluysa bil ki, aileme çok çok daha yardımcı olmuşum, çorbada epeyce tuzum olmuş. inşallah o günleri de göreceğiz.
annem çağırıyor yatmam için. ''hadi oğlum yat artık, işe geç kalacaksın'' diyor. haklı. ben gidip yatayım. unutmayalım, her şey hayatını bize adayan ailemiz için. sevgilerle...