bak bütün samimiyetimle yazıyorum sana. mutfak tezgahından başladım silmeye, ocağından tut yerlerine, dolap kapaklarına kadar sildim. yetmedi bütün evi elden geçirdim. başlarda amacım "çalışacağım ortam temiz olsun daha vaktim var"dı. iş çalışmaya geldiğinde dur dedim şu kirli çamaşırları da aradan çıkartayım. üç parti yıkadım, "çok var amk, ben bunları asarım bi de kuruyanları toplarım" falan diyorum. çay demleyip makine yıkarken kitap okuyup sigara içtim. biteni astım, bir daha attım. yine içtim, okudum, bekledim. o gecenin sonunda ufaktan bir stres olmaya başladı tabi. ertesi gün sikerim kendimi yıpratamam bu yaz gününde deyip gezdim tozdum. evi zor buldum. öyle bir baskı ki, beni ertesi gün de çıkmaya sevketti. iki günde evin içinde hiçbir şey yapmadan vakit öldürdüm. yok amk, çalışmak istemiyoruuuum. he ne oldu? bir haftayı tükettik böyle. bak. mimarlık yazacaklara söylüyorum burdan. öyle sikindirik şeylerle uğraşacaksın ki, işte böyle işin ucundan tutmamak için köşe bucak kaçacaksın, kendinden bile. hele ki tembel ve gezmeye meyilliysen 15 kere düşün. şeytan diyor ki, bırak siktir git tatilini yap mis gibi oooh. ama olmuyor ne yazıkki. çok kısıtlı bir zamanım kaldı. çevreye duyarlı bütün sensörleri kapatıp eşşşşeek gibi çalışmaya başlayacağım şimdi. muhtemelen de götü kurtaracağım.
işte böyle süreçleri var bu alanın. öyle ezberle yap, konuyu bil işlem yap olmuyor. düşün, hayal et, sorun tespit et, sorun çöz, modelle, sunuma odaklan, ağzın laf yapsın falan komple bir süreç ve eğitim sektöründeki tecavüzlerin en ağırı belki de. benden söylemesi.