kapitalizmin gereğidir. yüzde beşlik zengin kesimin tüketimi için daha fazlasını üretecek sıradan insanlar gereklidir.
sistemi korumak için de gereklidir. nüfusun artmaması sistem için bir tehlikedir. nüfusun artmaması durumunda , üretimle sürekli artan kaynaklardan, ekonomik olarak alt güruh denilen kesim daha çok pay almaya başlayacaktır. bunun sonucunda doyuma ulaşan insanların sayısı artacağından alt gürühtaki rekabet savaşı ortadan kalkacaktır. halbuki rekabet şarttır sistemin devamı için.
nufus-ekonomi ilişkisini üç basamaktan oluşan bir piramit olarak düşünelim. en alt basamakta yüzde yetmişi oluşturan alt gelir düzeyine sahip topluluk, orta basamakta yüzde yirmi beşlik orta gelir düzeyine sahip kesim ve en üst basamakta yüzde beşlik üst gelir seviyesine sahip yönetici kesim vardır.. yani görüldüğü gibi piramidin temelini alt kesim oluşturur. piramidin yani sistemin ayakta kalması alt kesime bağlıdır. şimdi türkiye' yi düşünelim. her üniversite mezunun iş bulabildiği, iş bulmak için ya da iş bulduktan sonra herhangi bir kurum ya da şahsa minnet borçlu olmadığını düşünün. o zaman sistemi koruma mücadelesine girişilmeyecektir. kapitalizmin baş düşmanı anarşi tehlikesi ufuktadır.
şuan işsizlik çok ve nüfusun artmasıyla daha da çoğalıyor gün be gün.bir iş için 10 kişi kapışıyorsa, işi kapan işine sıkı sıkıya bağlanacaktır. örneğin polisler. kısıtlı iş imkanları olan bir ülkede meslek sahibi olmuşlardır, ve işsiz sayısına bakıldığı zaman işi olan bireyler olarak ayrıcalıklılardır. ve bu ayrıcalığa sahip olmayı sürdürmek için var gücüyle koruyacaktır mevcut sistemi.
hükümetin üç çocuk istemi, polis sayısında yarattığı müthiş artış kapitalist sistemi koruma amçlıdır ve hükümetin yaptığı her hamle de kapitalizmin kitabını yazmış uzman kapitalistlerin elinden çıkmış gibi. milli görüşten yetişen erdoğanın bu konuda bir ihtisas yapmadığı bilindiğine göre, yaptığı tüm hamlelerin kapitalizmin kitabını yazmış abd tarafından dikte edildiği çok bariz.