-bir gün çok mutluysam mutlaka ertesi günlerde depresyonun dibine vururum. hiç şaşmaz.
-hayır demeyi bilmeyen ben şimdi uçan kuşu durdurup hayır uçamazsın diyecek kıvama geldim.
-sevmediğim insanların adını başka birinde bile kullanmaya tahammülüm yok. benim için o isim o kötü karaktere aittir.
-telefonum olmadan yaşayamam ama, rehberim olmadan çok iyi yaşarım.
-eğer biri bana doğum günümde en sevdiğim renk olan mor araba alsa tabiki mutlu olurum ama o kadar da olmayabilirim, mesela mor lahana alır bunu da çok sevimli bir şekilde paketler, "en sevdiğin renk ile en sevdiğin sebze, benden daha lezzetli olamaz ama" gibisinden bir konuşmayla karşıma çıkarsa evlenebilirim. düşünüldüğümü kanıtlar bu bana.
-aşırılar aşırısı unutkan biriyken bir işletmenin tüm sorumluluğu üstümde olması bana çok garip geliyor. masamın her yerinde halil sezai modunda post-it uyarılarıyla yaşıyorum.
-hayatta herkesten ve her şeyden çok abimi seviyorum. ona birşey olsa toparlanmam bir ömür sürer gibi geliyor. *
-fenerbahçeli olmayan bir adamla sırf bu yüzden evlenmeyeceğimi biliyorum.
-kalitesiz müzik dinleyen arkadaşlarımla orjinal fikirlerimi asla paylaşmam, anlayacaklarından emin olamadığımdan.
-efsane yemekler yapar, hayvanlar gibi yemek yerim ama kilo bakımından senelerdir hiçbir değişimim yok. neredeyse liseden beri hep aynıyım.
-çok çabuk sinirlenen bir yapım var ama bunu yapmak bile çok zor.
-bi de tartışmaya girdiğim insanların iq süne göre tavır alırım. eğer hakikaten sıkıntılı bir tipse tartışmayı sürdürmem, "hee otorite sensen haklısın ben öyleyim" falan der sustururum.
-bi de böyle anketli başlıkları pek severim çıkıp çıkıp gelip doldururum. *