nerden, nasıl başlayacağımıı bilemiyorum sözlük.
aslında başlayıp başlamama konusunda da kararsızım. çünkü bu itiraftan sonra linç edilmketen korkuyorum aslında. şaka bir yana gerçekten kötüyüm ve birilerine anllatmam lazım.
şimdi bi abim var benim. kendisi mimar. uzun yıllar suriyede çalıştı. ordan bi hanımla evlendi filan. malum olaylar patlak verdikten sonra memlekete kesin dönüş yaptı. beraberinde suriyeli eşinin uzaktan iki bayan akrabasını getirdi. biri 10 diğeri 15 yaşlarında iki kızcağız. masum, utangaç. herhallerinden çok sıkıntı çektikleri ve kısacık hayatlarından bi tat almadıkları belliydi. başlarda bu kızları pek takmadım. en fazla bi iki hafta kalır giderler diye düşünüyordum. pek de görmüyordum zaten bunları. bir odaya çekiliyorlar ve akşama kadar sıkıntıdan patlayarak, ağlayarak (anne-babalarını özlüyorlarmış. orada telefonlar çalışmadığı için tam 5 aydır ikisiyle bir kelime bile konuşamamışlar) oturuyorlardı. sonradan öğrendiğime göre odadan hiç çıkmamaları mutaassıp yetiştirilmelerinden kaynaklanıyormuş. beni görünce utanmalar, saklanmalar filan...
velhasıl bu durum benim pek hoşuma gitmese de (sonuçta lanet olası bir titizliğim var. hatta bunun yüzünden annemi bile kırdığım olmuştur) bayadır (yaklaşık 5 aydır) bizdeler. şöyle böyle idare ediyordum. ve titizlik yüzünden onlara göre normal olan beni oldukça sinirlendirebiliyordu bazen.
neyse dün acilen lavaboya gitmem gerekti. bi baktım ışığı yanıyor. belli ki biri var. baya bi (10 dk filan) bekledikten sonra dayanamayıp kapıyı tıklattım. ses gelmedi. tekrar tıklattım. yine ses yok. kapıyı yavaşça açmaya başladım ki varsa içerde birisi müdahele etsin de kapatayım. yok. kimse yokmuş içerde. sinirlendim tabii. tuvaletten çıktıktan sonra neden kapatılmaz ışıklar. terliği giymemle başımdan aşağı kaynar hoşafların dökülmesi bir oldu. tuvalet terliği ıslak. hayatımda en nefret ettiğim şey. böyle cins biriyim işte. bu kadar nefret etmemle beraber çok sıkışık olduğumdan gittim işimi gördüm çıktım. çıkar çıkmaz öğrendim ki küçük suriyeli kızmış tuvalete giden. o sinirle baya bi fırça attım bağırdım çağırdım. zavallı kız yabancı birileirinin evinde kalmanın mahcubiyeti, utangaçlık, dil bilmeme problemi filan baya bir üzüntğyle kafasını eğmiş beni dinliyor. kinimi boşalttıktan sonra çekildim odama. bir anlık sinirle yaptığım şey yüzünden çok pişman olmuştum. kızcağızın gözleri geldi aklıma suçlu bir kedi yavrusu gibi kaşları inik boynu bükük, herhaliyle zavallı... daha bir üzüldüm.
yarım saat filan sonra annem geldi odama. "oğlum ne söyledin sen kıza. yarım saattir hiç durmadan ağlıyor. yazık değil mi? üzülmesin diye anne babasının öldüğünü söylemiyoruz. senin yaptığına bak."
yapma be annem yapma bana bunu. sevgilin berkle sikişirken yakalanmış de. bütün arkadaşların seninle taşşak geçiyormuş de. okuldan atılmışsın de. olabilcek tüm kötü ihtimalleri sırala ama bana bunu deme. deme bunu.
söylemek istediğim sözlük aslında insan olmak kolay birşey. ama hayvanlaşmak daha kolay geliyor insana.
durum bu. ve benim bu olaydan sonraki haleti ruhiyemi siz düşünün. ben anlatamam çünkü.