--spoiler--
bu bölümde kesin olarak öğrendik ki ted anneyle robin ve barney'nin düğününde tanışacak. ve yine biliyoruz ki bu adam kadere inanıyor, kendisi için yazılmış olanı senelerdir umutla bekliyor. en olmayacak kişileri bile the one zannederek hayatının merkezine koyuyor. öyle bir beklemek ki umutla, gelmedikçe hayal kırıklığıyla.
ve yine bu adam senelerdir robin'i aklından çıkartamıyor. hep denir ya umut bazen en ölümcül şeydir diye. ya olursa düşüncesi yoluna devam etmesini önlüyor her seferinde. o aklındaki kadını kaybettiği gün, hayatının en kötü günü belki ama senelerdir beklediği güne dönüşüyor bir anda. the one'la tanıştığı güne. "iyi ki oradaymışım be tesadüfe bak" deriz ya bazen. yaptığımız şeyin kötü olduğunu sanarız ama öyle bir sonuç doğurur ki, öyle mutlu oluruz ki biz bile inanamayız ya bazen. işte ted de bunu yaşayacak. elinden alınan şeyin çok daha güzeline kavuşacak.
işte bu gözlerimi doldurdu izlerken. ve dizide belki de en sevmediğim karakter olan ted mosby için böyle duygusal satırlar yazmış olmak da beni benden alıyor şu an itibariyle.
--spoiler--