somut ve soyut kavramları üzerinden gidilmelidir olayın üzerine bana göre.
Somut nesneler, düzgün bir tanımlama dahilinde varlıkları ya da yoklukları ispatlanabilir şeylerdir. Sıcak ve soğut somut verilere dayandırılabilen soyut kavramlardır. Isı ise somuttur. Isının ölçülebilitesi derecelendirmesi vasıtasıyla olur; -100 derece bizim için soğuktur ( hatta çok ); ama sıvı nitrojen -196 derecede kaynar. Onun için -100 hayli sıcaktır. Yani sıcak ve soğuk gibi bir kavram bizlere "somut" gibi gelse de aslında o bile gayet göreceli ve soyuttur.
Bu bağlamda, insanın özünün iyi mi kötü mü olması sorunsalının; sorunsal olmasındaki yegane sebep "iyi" ve "kötü" kavramındaki göreceliktir, değişkenliktir. Herkesin bu konudaki sınırlandırmaları ve tanımlamaları farklı olacaktır, dolayısıyla asla ortak bir sonuca varılamayacaktır.
Benim fikrim şudur; kişi önce "iyi" dediği olgunun somut ve ölçülebilir birimlerle tanımlamasını yapmalı ve one göre sonuca gitmelidir, böylece ispatlanabilir ya da çürütülebilir sonuçlara varabiliriz.
Bana göre iyi insan; kendisini düşündüğü gibi diğer insanları da düşünen; yeri geldiğinde yarı-aç olabilmek pahasına kendi tabağının yarısını başkasıyla paylaşmaktan çekinmeyen insandır. Bu kadar. Hayat bunun üzerine kuruludur. Bizim sahip olduklarımız ve aslında paylaşmak istemediklerimiz ; ayrıca sahip olmak için yanıp tutuştuğumuz objelerle doludur her taraf. ( iyinin tanımı )
Insanların mutluluklarını sayısallaştırsa idik, kazançlar artı mutluluk puanı, kayıplar eksi mutluluk puanı olsaydı eğer; bana göre pek çok insanın hayattaki gayesi mutluluk puanını maksimize etmek olurdu. Ancak kişiye mutluluk veren parametreler büyük değişkenlik gösterdiğinden bunu örneklendirmek zordur. Bazen birisine yardım etmek bizi mutlu eder ama aslında içten içe kendimizi mutlu etmek için başkasını mutlu ettiğimizi düşünürüm hep. Amaç, aslında mutluluğumuzu maksimize etmektir. Ya da bir anne fedakarca çocuğunu besler, onu kollar; ama o çocuğu alelade bir insan olduğu için değil; "kendi" çocuğu olduğu için besler. Aslında iç güdüsel olarak amaç yine kendi soyundan olan bir bireyi, kendisinden bir parça olan kimseyi mutlu ederek kendi mutluluk puanlarını arttırmaktır. ( insanın yaşama bakış açısı )
iyilik tanımı ve insanın yaşama bakış açısından yola çıkarak diyebilirim ki, bu kadar değişken zevklerin bulunduğu bir sistemde ( hayat ), bu kadar rol modelin kendi mutluluk puanlarını kısıtlı kaynaklarla maksimize etmeleri gerekiyor ki; böyle bir dünyada bir insanın amacına ulaşabilmesi için önce kendini düşünmesi gerekmektedir. Kimse kendisini daha az mutlu edecek şeyi, tanımadığı başkasını daha mutlu edecek diye kabullenmez. Kabulleniyor gibi görünse de aslında amaç dolaylı yoldan yine kendi tatminidir. Dolayısıyla insan kötüdür.