kelamlarda bile, insani doğasına vurgu yapılan bir tarihi figüre ismi ile hitap etmektir.
bir nebiye, hazreti sıfatıyla seslenmek, onu yüceltmek mahiyetini taşırken; bu gibi yüceltici sıfatlardan eksik halde; "muhammed", "muhammet peygamber", "arap peygamber muhammed", "peygamber olan muhammed" gibi kalıplarla anmak, saygısızlık değildir. sadece, yüceltme söz konusu değildir. kaldı ki, peygamberliği tasdik de ediliyor.
ayrıca, abdullah'ın oğlu muhammed'e ismiyle şanıyla seslenen ateist, musevi nebisi musa'ya, hıristiyanlığın tanrısı isa'ya da yine yalın haldeki ismiyle vurgu yapar.
çifte standart: peygamberine göre kelam atfetmekle değil, söyleneni üzerine alınmakla başlıyor. zira, bir musevi samuel için samuel davud ve süleyman için, doğrudan ismiyle vurgu yapılmasına son derece olumlu bakar. o süleyman ki, devrindeki peygamberlerden de büyük bir bilge ve kraldır.
her ne kadar, linguistik açıdan muhammed ismi islam peygamberi ile başlamıyor olsa da, kendisinden sonraki asırlarda çocuklara konan muhammed ismi, kendisine duyulan saygıdan haseptir. yani, salt ismi dahi yeterince saygınlık ifade ediyor. bu sebepten, önüne hazreti ardına "aleyhivesellem", "radyallah-u anh" gibi saygı hitapları tamamen öznel olur, kullanılmaması hakaret edildiğini göstermez.