aksam yorgun argın en az yarım saat bekledikten sonra binersin. kaçıncı yüzyıldan kaldığı belli olmayan mavi eski bir otobüstür ve içi her zamanki gibi balık istifidir. gidersin gidersin yol bitmez. evine gelmene 3 yada 4 durak kalmıştır ki oturcak bir yer boşalır. sonunda diye düşünür kendini koltuğa bırakıverirsin. bir sonraki durakta otobüs fazla bekleyince olanı anlamaya çalısırsın ve anlarsın araba bozuldu. kafanda bir hesap yaparsın, az kaldı zaten. beklemek mi? yürümek mi? hadi dersin kendine tabana kuvvet. yol boyuncada binbir lanet...
-hay senin otobüsüne.
-hay senin gibi büyük şehrine.