''n'aber?
ne haber?
hayır hayır, işlerini sormuyorum. havaları da merak ediyor değilim. dünya ahvali de derdim değil. ben seni soruyorum. evet, seni...
senden n'aber? kalbin, latifelerin, hayalin ne alemde? kalbinin ufkunda bugün hangi gerçekler doğmada? ruhunda hangi güzelliğin iklimi hükmediyor?
malum öyküdür. adamın birine sorarlar: falancayı tanır mısın? "ha, o mu?" der adam. "kendisini çok iyi tanırım. bir keresinde bir kervanda birlikte seyahat etmiştik, iki atı ve bir devesi vardı."
şimdi sana öykü olmayan bir soru: sen seni tanır mısın? "ha, beni mi? şu işi yapar, şurada yaşarım..." diyorsun. ah dost! ah ki, bunlar senin için deve ve attan ibaret şeyler. Seni anlatmıyor, seni tarif etmiyorlar. bunlar sadece senin özne olduğun fiiller. oysa, ben özneyi soruyorum.''
tarzından yazılarıyla gönlümüzü fetheden yazar.
(bkz: dar kapıdan geçmek)