eline biraz güç geçince diktatör olup, güçsüz kalınca mazlumu oynamak. her deprem oluşunda jeolog, ekonomik krizde ekonomist, siyasi krizde diplomat olmak. yolunda gitmeyen her olayda potansiyel bir bilir kişi olmak. yaşanan her bir felaketi, "vardır bir hikmeti" deyip sineye basmak. çok konuşup az iş yapmak. gururlu olmak. artık çoğu yerde var olmasa evinde pişen yemeği komşuya da götürmek. affedilebilecek şeylerde kişiyi büyük bir hoşgörüyle affedip, affedilemeyecek şeylerde direk yok etmek. zilyon kere devlet kurup zilyon kere kendin yıkmak. sokak ortasından geçen birine ne bakıyosun lan deyip kavga çıkarmak. her zaman iktidardan şikayetçi olup, bir daha ki seçimde aynı bokun lacivertini seçmek. her daim aklın çakallığa çalışması. en boktan durumlarda bile espri yeteneğini kaybetmemek.
küçükken haritaya bakardım. güney amerika çok ilgimi çekerdi. "lan niye ben buralarda doğmamışım da, burada doğmuşum diye hayıflanırdım". dünyanın en eğlenceli yerine düşmüşüm amk, farkında değildim.