bizim ülkemizde en tehlikeli sayılan şey, halkın örgütlenmesi olayıdır. her yeni düşünce ve bunun etrafında kümelenen insanlar, devletin güçlü projektörleri altında dikkatle incelenir. ilk tepki zaten bunların ülkeye zarar vermek amacı taşıdığı biçimindedir. birçoklarının, halkın yeni bir şey üretmediği, düşünemediği iddiasına karşılık devlet, sürekli zararlı faaliyetler içinde olan bir halkla karşı karşıya olduğu inancındadır. bu yüzden bir düşünce etrafında örgütlenmek, anayasadan başlayarak bütün yasalarda fiilen yasaklanmıştır.
çizginin dışına çıkanlar bir yaban atı gibi görülür ve eğitilir. seyisin elindeki kamçı, bu yaban atını dizgine getirinceye kadar şaklar. koşuma gelenler, -ki kimsenin başka bir şansı yoktur- tavlada beslenir, boylarına ve huylarına göre bir yere oturtulur. bir topun dibinde veya ucunda olan atlar, bu farklı konumlarını özgürlük sayarlar. ama hepsinin görevi bir topu çekmekten ibarettir. belki birkaç at uyumsuzluğu nedeniyle telef olur, ama birlik genel olarak disiplin içinde ve görevi istikametindedir.
devlete göre doğru bir tanedir. kendisi ülke için doğrusunu yapıyorsa diğerlerininki yanlıştır. bundan da öte, kendi doğrusu haricindeki diğer fikirler kaynağı bilinmez bir fitnenin uzantısıdır. bertaraf edilmelidir. devlet şöyle düşünmektedir: eğer bir şey değişmeli ise bana anlatın, ben bu ülke için varım ve doğruları kabul ederim. ilk bakışta doğru görünen bu mantık temel bir çizgide yanlışlanır. çünkü devlet, bir çıkar grubu veya bir yabancı güçten etkilenmekte olabilir ve bu yüzden halkın çıkarları ile kendi doğruları giderek farklılaşabilir. çözüm ise, devletin herhalde ülkenin iyiliğini isteyeceği varsayımını, halkın mutlaka kendisinin ve onu temsil eden devletin çıkarlarını düşüneceği varsayımı ile değiştirmektir.
devlet, gücünü, halkın farklı fikirler etrafında örgütlenmesini ve bunun barış içinde yapılmasını sağlamak için kullanmalıdır. bugüne kadar, iyi ya da kötü her değişimin başlangıç noktasında bir askeri darbe vardı. ama bu sefer değişimin halkın örgütlenmesinin önünü açarak yapılmasını denemeliyiz. bunu yaptığımız zaman bunun bir darbeden çok daha sağlıklı ve güvenli olduğunu göreceğiz.
gerçekte düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün olduğu ama yönetimin seçimle belirlenmediği bir rejim, bu özgürlüklerin verilmediği ve sadece seçim yapılan bir rejimden daha demokratiktir.