yıllarca kaçtığınız, sizi alacağından kaçındığınızçocuk aklı işte oysa o kadar düşüncelidir ki aklından bile geçirmez babanızla daha yeni baba-kız olmaya başladığınız durumda gelişen hadisedir.
olay bundan tam 32 gün önce olmuştur. babanız onu tam hissettikten 2 hafta sonra kalp krizi geçirmiştir. yılların yorgunluğuyla tam baba artık sen varsın, "artık ben varım kızım, babanız hala hayatta" demiştir ki onun ardından olur her şey.
babasıyla 14 yaşında tanışan bi kız asla ona aşık olmaz. olamaz çünkü. ondan nefret eder genelde.
1 temmuz 2006 günü bir icra memuru ile kapıya dayanır babanız. sizi görmek istediğini aylar önceden belirtmiş ağabeyiniz ve annenizin yoğun istekleri üzerine bunu kabul etmişsinizdir. aslında her çocuk babasını görmek ister. elini tutmak ister. ama o babanıza çeken inadınız el vermez.
1 hafta bodrum tatili ve babanızın deyim yerindeyse canına okursunuz. ve ağzını açıp hiçbir şey söylemez. oysa ki sarılmak istersiniz. gözlerinin içine bakıp sizi sevmek istiyorum demek istersiniz ama nafile...
aradan yıllar geçer. kilometrelerce uzak olduğunuz babanızla 1-2 haftada bir telefonla 1-2 ayda bir yüz yüze görüşürsünüz. ona ait olmadığınızı düşünürsünüz. nedendir bilinmez. oysa onun yumuşak karnı olduğunuzu cümle aleme duyurmuştur.
ve aradan geçen zamanla birlikte babanızı sevmeye başlarsınız. öyle ki artık uzakta da olsa bir telefon kadar yakınınızdadır. her aradığınızda her derdinize bir telefonla koşar babanız. sonra sizi bir önceki görüşünde kötü gördüğü için gelir babanız. çok erkendir. bu kadar erken dönmesini beklemezsiniz. alışkın değilsinizdir.
babanız ilk defa sizi özlediği için gelmiştir... sizin kötü olduğunu düşündüğü için.. işte o gelişinde "biz daha ölmedik kızım hala bir babanız var" der.. üzerine düşeni yapmaya hazırdır. ilk defa babanızı hissedersiniz bu kadar derinden.. daha önce hissetmediğiniz duyguları o zaman hissedersiniz.
babanız geri döner ve 2 hafta sonra eşinden haber gelir. babanız hastadır. kalp spazmı geçirmiştir. içiniz acır. ta derinden acır hem de. 12 saatlik yolu 6 saatte aşarsınız. babanızın yanına koşarsınız. sizi gördüğünde gözlerinin içi parlar. elini bırakmazsınız yoğun bakımda.
hastaneler doktorlar derken babanız mucize bir ameliyattan çıkar. finalleriniz dolayısıyla yanında değilsinizdir. ama sizi görmek ister hep. yumuşak karnısınızdır. 7 çocuğunun arasında en çok sizi sever çünkü..
babanızın yanına gidersiniz ona bakarsınız. o kadar mutludur ki gözlerinden okursunuz mutluluğunu..
sonra babanız kötüleşmeye başlar. mucize adam, güçlü dağ gibi adam kötüleşmeye başlar.
ve acıyla çınlayan bir telefonla babanızı kaybettiğinizi öğrenirsiniz. dünyanız yıkılır. hayır dersiniz. hayat bu kadar acımasız olamaz. böyle yarım kalamaz hiçbir şey..
ama artık çok geçtir her şey için...
babamı 29 mayıs gecesi kaybettik.. ve 29 mayıstan beri kendimi korunmasız hissediyorum...
her zaman babanız konuşmadan anlaşabileceğinize inanır. konuşmadan birbirinizi hissedebildiğinize.. bunu babanız öldükten sonra da hissedersiniz..
içinizdeki boşluğu kimse dolduramaz. babanızı hatırlatan her şey sizi daha kötü eder..
yüzüne hiç söyleyemedim biliyorum ama seni çok seviyorum babacım.. sen hep benim gizli kahramanımdın.. hep de öyle kalacaksın...