seni na kadar özlediğimi anlatamam, anlatamadım da. kim anlatabilmiş ki zaten, ben anlatayım? belki de bu yüzden gittin, gittiniz. martılar anlatabiliyor nedense. rüzgarlarda öyle. belki de bu yüzden seviyordum. martıları ve rüzgarları. bir kaç kelime, bir iki parça uyku, bir poşet gözyaşı ve bir şişede sigaraya sığdıramadım seni. ölümle andım seni hep. belki de bu yüzden senden sonra ölmek istedim. evet, karanlıkta yanıp sönen kitabımdın sen benim. annem, arkadaşlarım ve bile dostlarım mıhladılar seni göğe, bilmediğim bir göğe. belki de bu yüzden görmek istedim seni hep. ve ben aslında hep Allah'a inandım. O aldı dedim seni. ben aslında hiç inanmadım gitmek istediğine. belki de bu yüzden bu kadar çabaladım seni geri almak, kazanmak için. bilemezdim papatya yüzlüm, bilemedim. o kadar çok istiyorum ki şu bir kaç satırı okumanı, umurumda değil diyorum sonu. evet, biliyorum sözüm var sana. bir gün, ya limanda, ya denizde...