kendine yazık etmektir. üç beş satıra kanıp, aşık olacaksın sonra belki de evlenmeye kadar vardıracaksın işi. sonra yine aynı hadiseler yine pc basından kalkmamalar, msnler, facebooklar, yine yeni aşklar. bu böyle uzar gider. aşk dediğin şey öyle ekrandan yaşanmaz koçum.
aşk ediğin şey gözlerinin içine baktığında içinin titremesiyle alev alır, kolunun koluna değmesiyle yangına dönüşür, sonra tekrar buluşur mu acep gözlerimiz diye kaçamak bakışlar atarak devam eder bir süre. yanyana geldiğinde dilin tutulur, saçmalarsın, saçmalana sana utanç verici, o'na şirin ve sevimli gelir, daha sonrasında nasıl söylesem, nasıl hissettirsem ben bu adama, bu kıza evresi gelir. hepsi ayrı birer heyecandır efendim. hiçbir de bilmem kaç tane tuşun donuk kelimeleri gibi değildirler. tonlamalar, sesteki titremeler hepsi aşkı çoğaltır.
bütün bunlardan sonra internette tanışılan birine ne kadar aşık olunur, ne kadar sürer o aşk, nereye kadar sürer biri bana anlatsın.