yaklaşık 6 ay önce öğretmenevinin önünde birbirimizi görmemizle başladı herşey. ikimiz de siyah trençkotlarımızla birbirimize bakıyorduk. hava güneşliydi. ben biraz utangaç biraz sessizdim. sen o esmer gülen yüzünle bana bakıyordun. o gün ilk kez nefesini içimde hissettim. bambaşka bir güzellik. sanki yıllardır tanışıyor gibiydik. seni hiç yadırgamadım. kokusu bile başkaymış dedim. yürüdük.
bana ilk defa köfte yoğurduğumda aşık oldun demiştin. ben sana ilk defa yanımda yürüdüğünde içe doğru basan ayağındaki sevimliliği görerek aşık oldum. ilk defa kıbrıs şehitleri caddesinde koluna girsem rahatsız olur musun diye sorarken sana dokundum. ilk defa yine aynı gece biz kipaya yiyecek almaya giderken elele tutuştuk. sen benim beyaz beremi takıyordun.
o gün beyaz beremi takarken elimi tuttuğunda bana gülümsemeni hiç unutmuyorum, bana kipadayken biz portakallarımızı dimese sattık demeni unutamıyorum, birlikte kokolokoda senin yediğin pizzayı benim yediğim tavuk snitzeli de unutamıyorum, canlı müziğe gittiğimiz o gece masaya gelen salatalık turşusuna şaşırdığımda senin de bana şaşırmanı unutamıyorum, o gece hiçbişey olmamış gibi seni elinden tutup asansörle yukarı çıkışımızı unutamıyorum, kordondaki o rüzgarlı günde deniz kenarında oturup birbirimize sarılmamızı unutamıyorum, havaalanına benimle geldiğin günü unutamıyorum. yaşadığımız ne varsa hiçbirini unutamıyorum, unutmak da istemiyorum.
insanlara senden bahsederken hep mutlu oluyorum. sürekli antalyaya gelip ailenle tanışacağım günün hayalini kuruyorum, o gün giyeceğim takım elbisenin bile hayalini kuruyorum. sen benim nefesimsin. sen benim hayat boyu sarılmam gereken diğer yarımsın. ben seni ölene kadar beklerim. sen varsan ben hep varım. teşekkürler dünya!*