bu en gerçekten daha gerçek. en sert gerçekten daha sert. ölümün karşısına geçen her şey soluyor. hayatımda en merak ettiğim duygu, ölüm duygusu. ölmek nasıl bir durum acaba. ruh nasıl çıkar. nasıldan çok, çıkarken ne şekilde acıtır insanı. bir insan bir insanı nasıl öldürebilir, yemin ederim ki aklım almıyor. nefes almak ne kadar değerli kimse bunun farkında değil. başkasının nefes almasını engelleyen bir insan ne yaptığının farkında mı acaba. bazen karşımda duran bu ekrana küçük bir sinek konuyor. sinek bile sayılmaz, sinekten daha küçük. sonra parmağımı onun üzerinde gezdiriyorum. sonra tüylerim diken diken oluyor. parmağımı bastırsam o ölecek. dünyayla bağlantısı kesilecek ve bir daha nefes alamayacak. bu inanılmaz bir şey. sonra düşünüyorum, o sineğin kaderi benim elimde mi acaba. ben kimim ki, neyim ki ben. ben hangi yetkiyle can alabiliyorum? ben bok parçası bile değilim. ben hiçim. bunu düşünürken aklıma insan öldüren insanlar geliyor. gözlerim büyüyor sonra. sen nasıl o kanı yere dökebilirsin ki? kimsin sen? sen onun nefes almasını nasıl engelleyebilirsin? her insan bir umut demek, bir hayal demek. sen onları yok edemezsin ki. edebilirsin, ama etmemelisin.
toprağa gömülmek nasıl bir duygu acaba. peki ya geride kalanlar? giden mi yoksa kalan mı daha fazla acı çeker? ama kalanlar acı çekseler bile onlar da gidecek bir gün. son insan ölene dek böyle devam edecek bu. ölümü kimse durduramaz. ama bir gün gelecek, ölüm de ölecek. yarın öleceğimi bilsem ne yapardım acaba. sona doğru koşmak, bu inanılmaz bir duygu. kimse tarif edemez bunu. ama gün gelecek, her canlı ölümü tadacak. bir yapraktan bir insana kadar her canlı. allah güzel bir ölüm nasip etsin bize.