türk futbolun saf ve temiz yüzü. galatasaraylı olmama rağmen bilinçli çağımdan ihtibaren kulübü yönetmiş veya yönetimde bulunmuş kişileri sempatik bulmamışımdır. aksine tarzları ve tavırları herzaman bana itici gelmiştir. liselileri de sevmem. alman ekolünden olduğum için fransızları, frankofonları ve frankofilleri (frankophile) ne severim nede ciddiye alirim. fransızların ikinci dünya savaşına rağmen kibirleri ve 'dünyayı biz yarattık' tripleri itici ve orta avrupanın alay konusu. bundan etkilenmemek mümkün değil.
kendini napoleon sanan galatasaray insanları arasında sayın albayrak nasreddin hoca gibidir. saf ama zeki, sevimli ve bizden biri gibidir. kölnde pregazinin monacoya attığı o gol olmasa benim açımdan sevilecek bir yanı olmayan bir kulübü ve camia'yı sevdirebilecek nadir insanlardandır.
kendisine büyük geçmiş olsun.
not: galatasaray sporcuları ve takımları ayrı, yönetimi ve bağlı olduğu üstkurumlar ayrı. ilkini o kadar seversin ki ikincisine katlanırsın.