nasıl başlamak gerektiğini bilmediğin her yazıya kendini dolu dolu başlamış hissine kapılı buluyorsun. insanlar güzel, insanlar komik, insanlar konuşuyor, insanlar dertleşiyor ama boş gibi. sanki onların ağzından çıkan hiçbir harf kulağıma değmiyor hissiyatına kapılıyorum, kendi kendime konuşmak (hayır, deli değilim) yazışmak ve isimsiz cümlelerde, kitap aralarında kaybolmak ruhumu tahrik ediyor.
her seferinde bunun kendi tercihim olduğunu düşünsem de bir ortamda konuşmaya başladığımda "ne demek istediğini anlamadım" uyarılarına maruz kalmak hoşuma gitmiyor, kendi dilimi makasla kesmek, ya da ötekileştirmek derdine düşüyorum. ortak bir dil varmış da, sadece ben anlamıyormuşum hissi beni kendime, beni içime kapatıyor.
ama sıkılmadım, ama tüm "nasılsın"lara "iyiyim".
biliyorum, bir gün iç cıvıltısı, harfleri ve konuşurken kurduğu cümleleri bana kendimi anlaşılıyor hissine kapılacak kadar tanıdık gelecek biriyle, deli gibi sosyalleşeceğiz.