nerede olduğunu bilmeyen erkektir, hayatla bağını koparan erkektir, sonu kötüye varma ihtimali çok yüksek olan, ihtimallerden de daha yakın, şah damarı kadar yakın olabilen erkektir..
çevresine öyle bir negatif elektrik verir, ki insanlarla zaten normalde de diyalog kuramayan bir insanken, normalin üstünde, yaşadığı şehirde sadece kendisi yaşıyormuş gibi yaşar bir hale gelir.. bir de, bu acının kaynağı ile her gün yüzyüze gelebilme ihtimali de yüksekse, içindeki ateşlerin sönmesi ihtimaller dışındadır. her an habisleşme ihtimali yüksek olabilen, irinli bir acı gibidir aşk acısı çeken erkek.. yaranın olduğu yeri duruma göre, daha da berbat hale de getirebilir, diğer hücrelere de, organlara da sıçrayabilir, ya da zamanla geçebilir de.. bir de, bu yaranın olduğu bölge yüreğin ta ortasındaysa, işte o zaman kişi, düşüncelerin tıkandığı bunalım anına vermiştir bünyesini.
işte bu nedenle de, aşk acısı çeken erkek her an her şeyi yaşayabilme potansiyeline sahip bir kişidir. artıları, ya da eksileri ile acısına kiralamıştır bünyesini.. sevdiceğine açılabilme olasılığına rağmen bile, kendisini şaraba vermiş, iki yıldan beri ne yıkanan, ne de tıraş olanan bir sokak adamından farksız yaşamaz.. her ne kadar, insanların içine karışıyormuş gibi görünse de, içindeki acıyı bir tek kendisi bilir, ya da bu acının vesilesiyle, ve de onun içe atılmasıyla zamanla kanser bile olabilecek organlar..
her daim içmese de, melankoli modunda takılmıyormuş gibi görünmeye çalışmasa da, uzun bir süre sarhoş gibidir aslında. aşk acısı çeken erkek olmanın vermiş olduğu ağırlığı kaldıramayan bünyesi, ona iki tek atmış gibi geri döner...