varsa, bütün kaderini kendi belirlediği ve kalbine girmediği aciz bir insanı cezalandırarak egosunu tatmin edecek değildir zaar. burada polat alemdar'dan bahsetmiyoruz, tanrıdan bahsediyoruz. inanan insan ise, yalnızca inandığı için mutlu olmalı, inandığı için karşılığında garip ödüller beklentisinde olmamalıdır. inandığı için kendisini, inanmadığını düşündüğü insanlardan üstün tutan, bununla da yetinmeyip içten içe inanmayanların acı çekmesini temenni eden kişi, inanmanın amacını pek anlayamamış olsa gerek.eğer herhangi bir din böyle bir nefreti bir şekilde körüklüyor ise orada da yolunda olmayan birşeyler var demektir.