22 eylül 2011 bursaspor beşiktaş maçı

entry224 galeri
    180.
  1. bu maçı izleyen beşiktaş taraftarları eğer ki galip geldikleri için seviniyorlarsa muhakkak ki ya farklı maçı izledik ya da onlar farklı dünya canlısı. üzülerek belirtmem gerekiyor ki 75. dakikaya kadar amiyane tabirle beşiktaş'ı kanırtan bir bursaspor takımı vardı sahada. 10 kişi kalmalarına rağmen top üstünlüğü, sahayı istediği gibi kullanma, gerektiğinde alan daraltma, gerektiğinde oyunu açma, kontra vs akla gelen gol dışındaki tüm varyeteleri gerçekleştiren, eksiğine aldırış etmeden varını yoğunu ortaya koyan bir bursaspor gördüm ben. oynadıkları futbol için kendilerini tebrik ediyorum. yer yer kasap havası'na dönse de maç süresince keyif alınan seyirlik görüntünün çoğu kendilerinden geldi.

    beşiktaş takımı ise fernandes ile ileri çıkmaya çalıştığı her atağında ya q7 yada edu tarafından frenlendi. koca takımda bir tek adam gibi ileri çıkışı sağlayan fernandes'di sağ olsun hoca onu oyundan çıkarıp veli kavlak'ı oyuna dahil etti. iyi topçudur kötü günündedir vs ama bir insan oynadığı süre boyunca düzgün bir orta açamaz mı be kardeşim. carvalhal'in maç içerisinde yaptığı tek olumlu hareket egemen korkmaz'ı gördüğü sarı kart hitamında oyundan almasıdır. zira egemen korkmaz da bursaspor oyuncuları gibi kasap havası formuna bürünmeye başladığında hoca akıllılık edip oyundan alarak biz beşiktaş taraftarlarına biraz daha geç kriz yaşamayı bahşetti.

    q7 kişisi maalesef kaptan olacak vasıfta olmadığını bir kez daha gösterdi. başına buyruk hareketleri yüzünden geçen sezon nihat kahveci harcandı gitti. bu sezon kendisiyle didişen kimse olmadığından ötürü artık dikkat çekmek mi istiyor yoksa hepim topum bu mu diyor bilmiyoruz ama gidişatı pek hayra alamet değil.

    fernandes'in çıkışından sonra sindei biraz daha öne çıkarak takımı olabildiğince ileride tutmaya çalıştı. zaten beşiktaş'ın ilk kaleyi bulan düzgün şutu 52. dakikada gerçekleşti ki teknik heyetin bu konu üzerinde uzun uzun düşünmesi gerekir. mustafa pekdemek maalesef ki beklentileri karşılamaktan çok uzak bir görüntü çizdi.

    değinmek istediğim bir kaç husus daha var;
    1- beşiktaş takımında koca götlü, ileride götünü kaldırıp 2 adam geçme konusunda ciddi özür sahibi forvet barındırma hobisi edindi kanaatimce. bobo iyiydi evvelden ama aradan zaman geçtikçe o bu havayı estirdi takıma. adamın halefi de pek farklı olmadı. kötü topçu demek istemesem de forvet dediğin adam araya kaçıp, gerektiğinde çapraz/boş koşu yapıp defansı dağıtıp, yeri geldiğinde rakipten ekarte edip sıyrılıp imkanları dahilinde gol yollarını zorlamadıktan sonra ben kopuk çapraz bağlarımla çıkıp aynı işi pekala yapabilirim. şu anki kondisyonum rahat rahat yeter bunları karşılamaya. gerek yok nasılsa. beşiktaş forveti nasılsa adam geçmeyi gerektirmeyen, gol olursa ekime olmazsa skime takılan tiplerin yeriyse, götüm her ne kadar onlar kadar kocaman olmasa da ben de ilk 11'de kendime şans bulabileceğime inanıyorum.
    lan holosko, beğenmediğimiz geçen sene elden çıkarmak için götümüzü yırttığımız holosko bir geldi, tıpkı manisaspor'dan geldiği gibi. fişek gibi, atılan her topa koşuyor, her pozisyonu zorluyor. ikiye bir pozisyonda aynı anda iki oyuncuyu da oyundan düşürmenin yollarını arıyor.

    2- mehmet aurelio. dertliyim ben bu adam konusunda. al gülüm ver gülüm. aman top bana gelmesin mottosundan vazgeçmemeyi sürdürüyor. kimse çıkıp demesin süfer adam falan fıstık diye. necip uysal'a şu adama gösterilen müsamaha gösterilsin yahu. geliştirsin çocuk kendini oynadıkça. alt yapıdan gelen adamı oynatmadıktan sonra elin oğlunun emekliliğini doldurmak için kadronda adam tutmanın mantığı ne? hadi yabancı kontenjanı diye guti'yi oynatamıyorsun da, kadrodaki gencecik, en azından bu takımın ruhu için mücadele etmeye çalışan biri neden kadroya giremez? aklım havsalam almıyor bir türlü. adam ileri çıkmamak adına yemin etti sanki bugünkü maçta. gelen tüm topları yana yada geriye sektirip 2 metre top sürmekten aciz bir şekilde maçı tamamladı bu adam. çıkılan her atakta ayağına gelen topu ezdi. lan eksik yakaladığın rakibe basman gerekirken fişek gibi yerinden fırlayan 3 topçuyu göt gibi bırakıyorsun rakip sahada ve topu gerideki adamına atıyorsun. sözün bittiği yerdir mehmet aurelio.

    Neticede beşiktaş kazanmış olsa da hatice hiç keyif vermemektedir. bu yüzden bursaspor cenahı için söyleyebileceğim yegâne söz galiptir bu yolda mağlup.
    Her ne kadar 70. dakikadan sonra geriye yaslanıp oyunu bir süre için kendi alanlarında kabullenen anadolu takımı görüntüsü verse de, bana göre bu akşamki maçın galibi bursaspor'dur. Sonuca bakmasın kimse. Beşiktaş büyük takım olmasının, kadro zenginliğinin ve şansının yardımıyla 99 cl finali gibi bir rüzgarla maçı galip tamamlasa da oynadığı futbol, sahaya yansıttığı mantalite geleceğin hiç parlak olmadığı sinyallerini vermekte. Bursaspor ise tam aksine şampiyonluğu sonuna kadar kovalayacak bir takım görüntüsünde.

    son söz lig tv'ye.
    teşekkürler lig tv. bursaspor taraftarının anamıza rahat rahat sövmesini net, tok ve kesintisiz bir şekilde tüm izleyenlere aktardığın için. hep diyorduk yahu biz söverken, protesto ederken sesi kısıyorlar bari başkalarına yapmasınlar diye, sağ olsunlar o ses kısma işini sadece bize yapıyorlar. diğer takımlara karşı ayıp olmasın, eşikten beşiğe dümdüz rahat rahat sövsün taraftarları. sonuçta biz beşiktaş taraftarıyız bizi söverken dinlememesin, izlemesin mi insanlar değil mi?

    edito: bu galibiyetin sevinilecek tek tarafı vardır. taraftarlık olgusudur. 85 dakika yemediğin küfür kalmasa da takımın çıkmamış candan umut kesilmemiş dercesine 2 dakika arayla 2 gol atar ve 85 dakika boyunca üstünlüğün keyfini süren ev sahibi kitleye göt olmanın dayanılmaz hazzını yaşatırsın. evet o boş boş bakan "n'oluyoz amınakoyim" nidalı bakışları görmek, hangi takım taraftarı için olursa olsun paha biçilemezdir ve yaşanması elzem olan keyiftir.
    0 ...