son bölümünde edebiyat anlamında iki önemli referansın gözden kaçmadığı dizi. ilk evvela Ismail abi'nin çay dağıtırken fötr şapkalı memura çayı uzattığında böcek var diyerek korkutması. burada memurun sıradışı şapkasından anlaşılacağı gibi hem Kafka'ya referans verilmiş hem de Gregor Samsa'ya. bir diğer referans ise dizinin sonunda kendisinin seneler sonra sefer tası ile kopyasını gören meccnun burada ise dostoyevski'nin "bir başka ben(dvoynik)" romanındaki kurgusal bir ikizi olan karakteri akıllara getiriyor. tabi sefer tası ile da bu ton yumuşatılarak mizah öğesi iyi ayarlanmış. Mecnun'un hafif rus entelektüellerini andıran makyajı da bu konuda bir çok ipucu veriyor.
son sahne ise kaza ve kader'in bir parodisi gibidir. önce kader gerçekleşir mecnun geçmişini görür sonra ise kaza olur. buradaki kaza hem sembolik hem de gerçekçi analmda kaza ve kaderdir. Kaza tanrı ilminin sonucu bir müdaheleyi gerektirir. Mecnun'a araba çarpması tanrısal bir müdaheledir/aynı zamanda trafik "kaza"sıdır. herhalükarda bu işin içinde dede'nin parmağının olduğu kesindir. buradaki karakterin mecnun'un doppleganger'i olduğunu söylemek mümkün. Dedelerden her ikisini de bir diğerinin doppleganger'i olduğu gibi.
yatağı paylaşamayan ve birbirini sürekli yiyen dedeler ise dizideki ayrı bir güzelliktir. zaten onlar da mecnun tarafından her ikisi de yatağın bir ucunda olduğundan mecnun tarafından çift başlı ejdere benzetilmişlerdir. gelgelelim bu çift başlı ejder benzetmesinin dizi ve kültür açısından kerametine. çin mitolojisi kaynaklı olmakal birlikte çift başlı ejder imgesi türk mitolojisinde-batı da her ne kadar ejder yılan(şeytan)'dan gelmesine karşın-doğu da ise gece ile gündüzün dönmesini sağlayan iyilik ve kötülüğü temsil eden bir semboldür. iki dededen birinin iyiliği bir diğerinin ise kötülüğü temsil ettiğini söylemek saçma olsa da diziye bu şekilde bir potansiyel kazandırılmıştır.(gerçi yeni dede nikahtan yanadır. bu olgu ise dolaylı da olsa mecnun'u heder edecek ve bir çeşit Akakiy Akakiyeviç ya da Raif Efendi'ye çevirecektir)