3 eylül dilimizi burnumuza değdiriyoruz zirvesi

entry53 galeri
    49.
  1. herşey bir mesajla başladı...

    organizatörlerden kıdemli kankam tu kaka bana "hacı ben yobazım, mekan falan bilmem. içersem de yumuşağından miller içerim" dedi ve gold üyesi olarak kafama göre masaların yerini değiştirebileceğim mavi bar'da zirve için rezervasyon yapıldı.

    güne uyandığımda saat öğleni biraz geçmişti, sevgilimle beraber çıktık evden. onu otobüs durağından yolcu edecek ve taksim mevkiinde olmayacak dualarin amincisi ile buluşacaktım. vakit kalırsa öncesinde cihangir'deki amcama gidip de az ülke kurtarmak gibi sapkın planlarım da vardı ama olmadı işte.

    derken aminci ve şahsımdan oluşan ikili gruba tu kaka bana eklendi.

    yemek faslı için yoldan geçen sivilleri çevirip de vakıfbank bankamatiği sorma planını(taksim güven timi malumunuz) bir kenara bırakıp mekanda bizi beklediği haberini aldığımız prophetofhell(bu kısmı okumadan geçin, okuyabilene denk gelmedim son 3 yıl süre zarfında)'in yanına geçtik.

    sağolsun kattaki arkadaş hemen masalarla ilgili düzenlemeyi yaptı ve biz de mekânın balkonunda içeceklerimizi yudumlamaya başladık.

    derken zuqie ve cockhead(evet sıkıntılı bir nicki vardı, kabul), yüzlerinde "ulan bizim ilk zirvemiz bu" bakışlarıyla yaklaştılar balkondaki bizlere. ne yalan söyleyeyim cockhead'in çekingen bir şekilde şahsıma yönelttiği "sözlükle alakanız var mı?" sorusu, akşamdan beri kulaklarımda çınlıyor.

    sonrasında askeri sistemin aksayan yönlerinden, olmayacak dualarin amincisi'nin lisede kürtaj olmasına kadar bir çok konuyu o ara konuşup da aradan çıkarttık ki millet gelince konuşacak saçma bir şey kalmasın.*
    derken funkymonarch, beautifuldreamer, himsh himsh, luciferian, elm sokagi minik kusu, sosyete, selci, zigonsehpa, satanist evlat arif, theador, system error, moonlight sonata...

    akın etmişlerdi resmen. tam içimden "bir eksiklik var" diye geçirdiğim sırada sevgilim arayıp da onu alıp alamayacağımı sorunca "heh işte, tamam" diyerek fırladım yerimden.

    sonrasında lucifer ile edebiyat, moonlight sonata ile limonlu bira ve bazı yazarların "ne iyi abiler oldukları", nickini "dilimin ucunda ama" diyerek şu an hatırlayamadığım bir yazarla clio hatchback üzerine yaptığımız sohbetler ve sevgilimin kulağına fısıldadıklarımı dahi sektirmeden, olduğu gibi duyabilen, zirvemizin büyüğü prophetofhell'in radarları...

    sonra taksim zirvelerinin sonunda ve bilhassa yaz mevsiminde tophane'yi tahtından etmiş olan "cihangir parkı" ve kızılkayalar tıkınma tesisleri.

    velhasılı güzel zirveydi.

    en sonunda kendi odamda, kendi yatağımda olmayacak dualarin amincisi ve zigonsehpa nickli yazarları altlı-üstlü görmeseydim daha iyi bir zirve olabilirdi.

    (bkz: sana puanım 9 kanka)
    0 ...