hızla gelişen teknoloji değişimine tanıklık etmektir. cd player'in ilk çıktığı dönemi hatırladımda. sanki gömü bulmuşcasına sevinmiştik. yeni dijital eşyalar bizlere büyülü kapının ardındaki zenginliği resmederdi çocuk gözümünden. gizem her zaman merak doğururdu. 92 senesinde sünnet olduğumda en büyük sevincim alınan gameboy olmuştu. kasetli olanları da vardı bunların. intertoy'un garip oyuncakları da cabası. bizlere sunulan ya da kendi hayal dünyamızla oluşturduğumuz her parça ile evrenimizi yaratmıştık.
kötülük nedir bilmezdik. dayağını yediğimiz çocuğun evine gider yemeğini yerdik böyleydi bizim için arkadaşlıklar dostluklar.
bayramlar bile uçarı kaçarıydı bizler için. durumumuz iyiyse bayramlıklar alınırdı ya da komşu çocuğunun küçüklükleri verilirdi onları giyerdik. ikinci el elbiseymiş kimin umurunda. bir bayram oduncu gömleği, kadife pantolon ve askılı kemerimle ışıklı ayakkabım olmuştu. kutusundan dahi çıkarmadan o gece yastığımın kenarına koyup uyumuştum. akşam olduğunda ısrarla parka gidelim diye zırlamış ve parkta ışıl ışıl yanan ayakkabılarımla kendimce hava atmıştım mahalle çocuklarına.
pazar akşamları deyince banyo, parliament pazar gecesi kuşağı, bizimkiler moduna girerdik. bir de sobanın yandığı o odadaki ütünün buharı. kafamızı yastığa koyduğumuzda all my life müziği çalardı new york'un o ışıltılı gece görüntüsü benim için hiç değişmemiştir. benim neslimin new york'a sempati duymasının yegane sebebidir bu şarkı.
moda dersen akıllara zarar müzikler desen öyle. şimdilerde piyasaya sürülen şarkının sadece nakarat kısımlarını ezbere bilirim oysa o dönem öyle mi? yayınlanan her şarkının tüm sözlerini bugün dahi ezberimdedir.
ne zaman gözüm sol framede bu başlığa ilişse yazmadan geçemiyorum diğer entryleri okudukça gözlerim doluyor. iyi ki doksanlarda çocuk olmuşum ve iyi ki bu topraklarda doğmuşum.