türk dil kurumu, "konuşmasını kesmek veya konuşmaktan kaçınmak, ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak" diyerek özetlemeye çalışmış en somut yönlerini kastederek susmanın. insan eyleme geçince evet böyle yapar susmak için.
dil dediğimiz rezil insanoğlu icadının aciz köleleri olan sözcüklerin tek tek sıralanmasıyla yürek denizinden taşarak gelen o güzelim duyguların önünde demir parmaklık gibi durur fütursuzca. paslıdır her zaman dil. hep eski sıradan sözcüklerini koyar önüne insanın.
ufku biraz geniş olanların, en geniş olanların bile bir yerde o sözcüklerin yine paslı kalacaktır yüreğin ışıltısı önünde zehir zemberek. bir süre sonra sığ gelecektir elbet. paslı kalacaktır tabi ki.
yüzüne baktığımda artık öyle bir isteksizlik geliyor ki konuşmaya karşı içimden; tıpkı senin de bıçak açmayan ağzın gibi ben de susuyorum her şeyi çığlık çığlığa anlatmak için. düşünsenize bir: yürek hissedecek, hemen önünde duran diğer yüreğin atışını hissedecek, içinden geçenleri her zerresiyle hissedecek için için yanarak. ama bütün dünyanın dillerinden mükemmel ötesi bir dil oluşturulsa, sonra en harika sözcükler söylense neye yarar ki, bi de onu karşı taraf duyacak, sonra o da yüreğe yollayacak ki öbür yürekten gelenlerin yanında bir küçük parçacık damlacık olacak o gelen. ama susmak işte. sen ne harikasın. aslında susmak da anlatmıyor, susmak sadece ruhun diğer ruhu alabildiğine sımsıkı hissetmesine izin veriyor bütün engelleri kaldırarak. susmak en büyük hediyedir hissetmek isteyen iki ruh için. sadece susmak.