türkiye'de ifa etmekte olan birçok insanın mağdur olduğu meslek.
bu sabah haberleri izliyorum. öğretmenler, atamaları ile ilgili protesto yapıyorlar, kimi pankartlar açmış, kimi slogan atıyor, kimi yürüyüş yapıyor ama öyle bir tanesi var ki..
çok değil, 25-26 yaşlarında bir bayan öğretmen. atması yapılmamış ve sözleşmeli olarak çalışıyormuş, o da protesto için gelmiş. başında bembeyaz bir gelin duvağı, elinde de bir pankart var. evet gelinlerin başına örttükleri duvak.. elindeki pankartta da "evlenemiyorum!" yazıyor. gazeteciler mikrofonu hanım kızımıza uzatıyorlar, ağzında tek bir kelime çıkıveriyor; evlenemiyorum!
evet, hanım kızımızın bu sözünden sonra ben düşünmeye dalıyorum, diyorum ki kendi kendime; yıllarca çalışmış, çabalamış, didinmiş, edinmiş, bir yerlere gelmiş, sonra da gidip birini sevmiş, sözlenmiş veya nişanlanmış ama gel gör ki devleti ona sahip çıkamamış. şu an tek arzusu olan evlenmekten korkuyor, korkmak zorunda bırakılıyor.. işsiz kalır diye, huzuru olmaz diye, çocuk sahibi olur da çocuğunun istediği oyuncağı alamayan bir anne olur diye..
ben bu şekilde kafamda ataması yapılmayan bir öğretmenin hikayesini canlandırırken bu hanım kızımızın gazetecilere verdiği "evlenemiyorum!" cevabının devamının da olduğunu fark ediyorum, hanım kızımız "evlenemiyorum!"dan sonra sözlerine şöyle devam ediyor; "...çünkü okula gelen veliler sözleşmeli öğretmenlere hiç bakmıyorlar, hiç beğenmiyorlar! varsa yoksa hep kadrolular; hep onları beğeniyorlar, hep onlara ilgi gösteriyorlar, bu yüzden evde kaldım!"
ben bunun üzerine ne düşüneceğimi bilemedim.. devlet, şu zihniyetteki insana benim ileride olması muhtemel çocuğumu, yeğenimi, kardeşimi eğitebilmesi için gerekli olan diplomayı vermiş ya.. ben daha başka bir şey söylemiyorum..