Bir asra yaklaşan cumhuriyet tecrübemiz kendi değerlerimizle barışık bir demokrasi kültürü üretmemiz için gereken birikimi henüz oluşturamadı. Bir kitabın basılmamış kopyalarının suç isnad edilerek toplatıldığı bir dönemde ileri demokrasiyle taçlanan Türkiye'de muhalif aydın, gazeteci, yazar, bürokrat ve generaller "terörist" ilan edilerek iddianameler oluşturulmadan mahkum ediliyorsa burada yine demokrasi kültürümüzü gözden geçirmemiz gerek. Karakollar basılıp pusular kurularak memleket çocukları katledilirken faillerin siyasi temsilcileri barış ve demokrasi nutukları atıyorsa yine sorgulanması gereken bir demokrasi gerçeği ortaya çıkıyor. Cumhuriyetin tüm birikimlerini bir diktatörlüğün hırsına teslim ederek kişisel çıkarlarımız ve gündelik hayatlarımızla oyalanmaya devam edecek miyiz yoksa yalnızca iktidar sahibinin elindeki kalkan olan don-fanila cumhuriyeti demokrasisini hor görecek sadeliği ve hoyratlığı ortaya koyabilecek miyiz? Artık düşünülmesi gereken başka şey kalmamıştır. Sokaklar anarşiyi çağırıyor.