öyle bir maçtı ki kelimelerle anlatılamazdı.
maçı izlemek için arkadaşlarımızla gitmiştik öylesine bir kafeye. içeri girdiğimizde türk bayrakları, fenerbahçe, beşiktaş bayrakları çok dikkatimizi çekmişti. "noluya lan" falan demiştik hatta şaşırmıştık. halbuki okulumuzda her gün bizimle "ulan yine şansa geçtiniz turu" "tesadüf mnskym" diyen insanlar vardı. bir fenerli arkadaşım evinde dualar ediyordu galatasary kaybetsin diye. üzücüydü.
maç başladığı anda nefes almaz olduk. kafeden çıt çıkmıyordu. arsenal geldikçe geliyordu. bizim ellerimiz titriyordu. oraya kadar gelmiş ve "eh zaten finale çıktık helal aslanlar kupayı almasak da olur" diyorduk. ama maç başlar başlamaz bu düşünce silinip gitti. "almalıyız" düşüncesi yerleşti onun yerine. en büyük olma düşüncesi. o anda fiziksel açıdan yaşanabilecek tüm olumsuzluklar vardı. psikolojimiz bozuluyordu. akın akın geliyodu arsenal.
overmars hallaç pamuğu gibi atıyordu ergün penbe nin olduğu kanadı. henry karşısında bülent korkmaz zor duruyordu. o ilk devre bittiğinde derin bir nefes almştık. ama gol yememiştik. o ana kadar en çok inanan "çuokk göuzelll" i ile tanınan sempatik kaleci taffarel idi.
ikinci devre başladı durumlar değişti. başta arif'in direkten dönen topunda masadaki çayların falan devrildiğini hatırlıyorum. ikinci devre de bitince şöye biraz dinlenelim havasına kapının önüne çıktık. sokakta 1 tane bile insan yoktu. saat 23.30. heryer sessiz. turistler izliyor. yan kafede ingilizler var.*
uzatma başladı. o saatin yelkovan ve akrebi, thierry henry nin kafa vuruşunda durdu. herkes durdu. baka kaldık öle. tek durmayan taffarel idi. inanılmaz bir refleksle topu çıkardı. o anda ne yapacağımızı şaşırdık. o bakışlar anlatılamaz ya..
maç bitti ve penaltılara geçtiler.
hani insanın stressten metabolizması bozulur ya. bunun en büyük göstergesi el ve ayak titremesi, aşırı üşüme ve idrar artışı. 5-6 defa tuvalete gittiğimi hatırlıyorum.
sonrası penaltılar. suker ve viera nın kaçırdığı penaltılarda havada uçan sandalyeler. popescunun golü. çığlıklar. delilik. manyaklaşma. göz kararması. mutluluk. ve en sonunda gelen huzur...
spiker in "ağlamak istiyorum" demesi ve kelimelerin boğaza tıkanması. ömer üründül'ün çığlıkları. "kupa bizim! tanrım şu güzelliğe bakın!" söylemleri. ve en önemlisi de ömer üründül'ün "korkunç bir şey!" diyerek bağırması.
kelimelerin yetmediği bir andı. hani sozluge hayat hikayesi yazmak derler ya, bu duygunun başka türlü tanımlanacağını hiç sanmıyorum. "galatasaray arsenal'i yendi ve kupayı aldı" demek bana çok ama çok boş geliyor.
bunu belki bazı insanlar hissedemez ama galatasaraylı tüm taraftarların bu duyguları yaşadığını biliyorum.
teşekkür ediyorum olara çok çok. bize bu mutluluğu yaşattıkları için.
sağolun.