nazım hikmet ran

entry2958 galeri ses1
    1210.
  1. 20 Kasım 1901'de Selanik'te doğdu. Serbest nazımın ilk uygulayıcısı ve çağdaş Türk şiirinin öncü isimlerindendir. Uluslararası üne kavuşmuş, adı dünyanın en büyük şairleri arasında anılmıştır. Şiirleri pekçok dile çevrilmiştir.

    Annesi Celile Hanım, babası Hikmet Bey'dir. Celile Hanım iyi piyano çalan, ressam denebilecek kadar iyi resim yapan, yabancı dili olan bir hanımdı. Babası Hikmet Bey ise Matbuat Umum Müdürlüğü, Konsolosluk ve Dışişlerinde memuriyette bulunmuş bir beydi.

    Nazım, ortaokulu Galatasaray Sultanisi'nde okur. Daha sonra Heybeliada Bahriye Mektebi'ne devam eder... Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçer. Hamidye Kruvazörü'nde güverte subayıdır fakat rahatsızlığı nedeniyle bahriyeden ayrılmak zorunda kalır, sonrasında Bolu'ya öğretmen olarak atanır. Bir süre öğretmen olarak çalıştıktan sonra Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okur. 1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık olur ve komünizm ile tanışır.

    Nazım Hikmet ilk şiiri olan "Feryad-ı Vatan"ı ortaokula başladığı yıl yazar.

    ilk şiir kitabı "28 Kanunisani" ise 1924'te Moskova'da yayınlanır ve sahnelenir. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gider. 1928’de af kanunundan yararlanır ve Türkiye'ye geri döner. Bu kez "Resimli Ay" dergisinde çalışmaya başlar. 1938’de orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle yirmi sekiz yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılır. istanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 sene süren tutukluluktan sonra, 1950 yılında bir af yasasıyla salıverilir. Ancak, sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliği'ne gider. Yurt dışında geçirdiği yıllarda Bulgaristan, Macaristan, Fransa (Paris), Havana, Mısır gibi dünya memleketlerini dolaşmıştır, buralarda konferanslar düzenlemiş, savaş ve emperyalizm karşıtı eylemlere katılmış, radyo programları yapmıştır. Budapeşte Radyosu ve Bizim Radyo bunlardan bazılarıdır.

    25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulunca ülke vatandaşlığından çıkarılır ve Nazım Hikmet, mecburen büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçer ve Borzecki soyadını alır.

    62 yıllık yaşamına aşkları ve muhteşem şiirleri kadar hakkında açılan davalar da damgasını vurmuştur:

    * 1925 Ankara istiklal Mahkemesi Davası
    * 1927-1928 istanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    * 1928 Rize Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    * 1928 Ankara Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    * 1931 istanbul ikinci Asliye Ceza Mahkemesi Davası
    * 1933 istanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    * 1933 istanbul Üçüncü Asliye Ceza Mahkemesi Davası
    * 1933-1934 Bursa Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    * 1936-1937 istanbul Ağır Ceza Mahkemesi Davası
    * 1938 Harp Okulu Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası
    * 1938 Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi Davası

    Fırtınalı yaşantısı 3 Haziran 1963 günü kalp kriziyle son bulmuş, geride pek çok eser bırakarak aramızdan ayrılmıştır.

    Kendi kaleminden Nazım:

    Otobiyografi

    1902'de doğdum
    doğduğum şehre dönmedim bir daha
    geriye dönmeyi sevmem
    üç yaşında Halep'te paşa torunluğu ettim
    on dokuzumda Moskova komünist üniversite öğrenciliği
    kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
    ve on dördümden beri şairlik ederim
    kimi insanlar otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
    ben ayrılıkların
    kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
    ben hasretlerin

    hapislerde de yattım büyük otellerde de
    açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

    otuzumda asılmamı istediler
    kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
    verdiler de
    otuz altımda yarım yılda geçtim dört metrekare betonu
    elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya

    Lenin'i görmedim nöbetini tuttum tabutunun başında 924'te
    961'de ziyaret ettim anıt kabri kitaplarıdır

    partimden koparmağa yeltendiler beni
    sökmedi
    yıkılan putların altında da ezilmedim

    951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
    52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

    sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
    şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
    aldattım kadınlarımı
    konuşmadım arkasından dostlarımın

    içtim ama akşamcı olmadım
    hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

    başkasının hesabına utandım yalan söyledim
    yalan söyledim başkasını üzmemek için
    ama durup dururken de yalan söyledim

    bindim tirene uçağa otomobile
    çoğunluk binemiyor
    operaya gittim
    çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
    çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
    camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
    ama kahve falına baktırdığım oldu

    yazılarım otuz kırk dilde basılır
    Türkiye'mde Türkçemle yasak

    kansere yakalanmadım daha
    yakalanmam de şart değil
    başbakan fakan olacağım da yok
    meraklısı da değilim bu işin
    bir de harbe girmedim
    sığınaklara da inmedim gece yarıları
    yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
    ama sevdalandım altmışıma yakın
    sözün kısası yoldaşlar
    bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
    insanca yaşadım diyebilirim
    ve daha ne kadar yaşarım
    başımdan neler geçer daha
    kim bilir

    ---------------------------------------------------------------------------------------

    Düzyazı, şiir ve senaryo tekniklerinin iç içe kullanıldığı, bazıları yeni bir tür olarak adlandırılan eserlerinden bazıları:

    * Memleketimden insan Manzaraları
    * Kafatası
    * Unutulan Adam
    * Ferhad ile Şirin
    * Kız Çocuğu
    * Tahir ile Zühre
    * Şeyh Bedrettin Destanı
    * Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)

    Şiir Kitapları:

    * 835 Satır, (1929)
    * Jokond ile Si-Ya-u, (1929)
    * Varan 3, (1930)
    * 1 + 1 = 1, (1930)
    * Sesini Kaybeden Şehir, (1931)
    * Benerci Kendini Niçin Öldürdü, (1931)
    * Gece Gelen Telgraf, (1932)
    * Taranta Babu'ya Mektuplar, (1935)
    * Portreler, (1935)
    * Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
    * Saat 21-22 Şiirleri, (1965)
    * Kurtuluş Savaşı Destanı, (1965)
    * Dört Hapishaneden, (1966)
    * Rubailer, (1966)
    * Kuvayi Milliye, (1968)

    Oyunları:

    * Kafatası (1932)
    * Bir Ölü Evi (veya Merhumun Hanesi) (1932)
    * Unutulan Adam (1935)
    * Ferhat ile Şirin (1965)
    * Sabahat (1965)
    * inek (1965)
    * Ocak Başında / Yolcu (iki oyun birarada), (1966)
    * Yusuf ile Menofis (1967)
    * Yolcu
    * Lüküs Hayat (operet)

    Romanları:

    * Kan Konuşmaz, (1965)
    * Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme), (1965)
    * Yaşamak Güzel Bir Şey Be Kardeşim, (1967)
    * Ivan Ivanovic Var mıdır Yok mudur?,
    * Öteki Defterler (Yarım kalmış Orası ve Zeytin ve Üzüm Adası isimli romanları, 2008)

    Fıkraları:

    * it Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar), (1965)

    Masal Kitabı:

    * Sevdalı Bulut, (1968)

    Ne acıdır ki, tüm dünyanın kabul ettiği büyük değer Nazım Hikmet, ölümünden ancak 46 yıl sonra, Bakanlar Kurulu kararıyla tekrar Türk Vatandaşı oldu.

    ...
    vatan çiftliklerinizse,
    kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan,
    vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan,
    vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın,
    fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan,
    vatan tırnaklarıysa ağalarınızın,
    vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa,
    ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan,
    vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa,
    vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan,
    ben vatan hainiyim
    ...
    ben de büyük usta, ben de...
    *
    0 ...