gözünüzün içine içine gülen, hasta olduğunuzda ilacınızı, çorbanızı yapıp içiren, kusarken bile sizin yanınızda durup saçınızı, yüzünüzü öpebilen, sizinle uğraşıp başkalarının yanında sizi koruyan, devamlı sizin geleceğinizi düşünen, en ufak göz dalmanızı fark edip bir gözünden ötekine sakınmayan birisi bir gün aniden, son bir kez seviyorum diyemeden, yüzüne dokunamadan, saçlarını düzeltemeyip nefes alıp verişlerini dinleyemeden, güldüremeden, sinirlerini bozamadan, veda edemeden giderse. nefes alıyor ya da almıyor bu önemli değildir. size hiç beklemediğiniz -yine- o anda yapmaz dediğiniz şeyleri yapmışsa bu durum sevgilinin ölmesi diye adlandırılır.
kalbi durmuşsa (anatomik olarak) ağlarsınız, kendinizi parçalarsınız, onsuz ne yapacağınızı düşünürsünüz, mezarına gidersiniz bir ay, bir yıl, beş yıl. çiçek bırakırsınız. inancınız varsa dua edersiniz. arada fotoğrafına bakıp iyi hatıraları anıp hüzünlenirsiniz. belki çocuklarınıza onu anlatır, hatta belki onlara adını falan koyarsınız.
peki kalbi gerçek anlamda durmuşsa? yine ağlarsınız, bu sefer delirirsiniz, gideceğiniz bir mezarı yoktur, nefes alıyordur, yerini bildiğiniz halde gidemezsiniz. aranızda elli santimlik mesafe varken bakamazsınız, konuşamazsınız. iyi şeyleri silmek zorundasınızdır, ya da kendisi silmiştir ölürken. onun adı geçtiğinde aklınıza sadece ruhunu öldürdüğü ve size yaptığı güven kırıcılık gelir. onun adına falan koyarsınız.