dün toprağa verildi üç küçük beden. annelerinin babalarınn gözyaşları feryatları arasında.
duygusal bir şey yazmak niyetinde değildim ama onları düşündükçe başka bir şey çıkmıyor ki insanın kaleminden.
o anne babaları düşünüyorsun. kendini bir an bile onların yerine koymaya çalışıyorsun, sonra allah korusun deyip onu bile yapamıyorsun.
sonra bunu yapanı düşünüyorsun. nasıl bir akıl, mantık psikoloji diyorsun. ama o adam yıllarca insan içinde yaşamış. o çocukların babalarıyla yolda karşılaşınca selamlaşmış bile belki. ama nasıl bir şey biriktirmişse bunca yıl kendine hıncını o bedenlerden çıkarmış.
koyulduğu hücrede yan koğuştakiler rahatsız etmek için gürültü yapıyorlarmış. başka bir yere sevkedilmiş. zaten bu verilen cezalar kaç yıl bilmem ne hiç anlamıyorum böyle şeyleri. sadece böyle bir olayın cezası ne olabilir ki diye vicdanıma sorabilirim. o anne babaların acısını nasıl bir ceza hafifletebilir ki.
kuran'da zerre kadar iyilik de kötülük de yapsanız karşılıksız kalmayacak der. biz bu yapılanın derecesini bile ifade edemiyoruz.
şimdiye kadar haberleri izlerken değiştirmeme neden olan tek şey şehit cenazeleriydi. öyle acıları görmeye dayanamıyorum. ama bu haberleri izlerken çok daha farklı hissettim. hele o yapanın "önce çocukları içeri aldım.." diye başlayan ifadesi okunurken hani kanım ondu derler ya onu yaşadım. öyle kaldım.
ne olursa olsun o çocuklar artık yok ama bunu yapan var.