sen rahmetli türkeşin sağlığında oy verdin mi mhpye? diyorum; ezici çoğunlukla hayır cevabı geliyor.
hayır, cevabı verene e,canım kardeşim türkeşe oy vermemişsin; demek ki mhp ile bir ilgin yok, nereden biliyorsun bahçelinin türkeş çizgisinden çıktığını. hem sana ne? oy vermediğin bir parti hakkında yorum yapmak sana mı düştü? diyorum ses gelmiyor, duvar oluyor karşımdaki.
tek tük de olsa rahmetli türkeş zamanın da oy vermiş olanlar çıkıyor karşıma.
bahçeli varken oy vermem diyene soruyorum, içlerindeki ceraheti patlatmak için: türkeşin hangi yolundan çıkarılmış ve nasıl bitmiş mhp?
türkeş'in "çizgisini" bilmiyor, anlatamıyor ama barajdan, altta kalmaktan, sandığa gömülmekten dem vuruyor.
rahmetli türkeş döneminde mhpnin hiçbir zaman seçim barajı aşamadığından, en yüksek oyumuzun ancak % 8 olduğundan haberi yok. tek tek, tarih tarih anlatıyorum; mhpnin gelişimini.
babası chpliydi diye atılıyor.
o yıllarda türkiyede chpden başka parti olmadığını çok sevip baş tacı ettikleri adnan menderes ve celal bayarın da chpli olduğunu sonradan demokrat partiyi kurduklarını anlatıyorum. kendi dedesinin bile chpli olduğunu çünkü başka seçeneğin bulunmadığını anlatıyorum uzun uzun; şaşırıyor.
devam ediyorum anlatmaya ve babası chpli olan birinin evladı mhpli, akpli veya başka bir partili olamaz mı; iki öz kardeşin birinin chpli diğerinin mspli veya mhpli olduğu ve birbirlerini vurdukları zamanı yaşamadık mı? sen şimdi akpli veya has partili olabilirsin yarın çocuğun mhpye gönül verirse senin baban akpliydi buraya gelemezsin mi diyeceğiz? diye soruyorum.
cevap veremiyor, konuyu değiştirip millet size 1999 da şans verdi ama bahçeli gitti dspnin kuyruğu oldu. rahşan ülkücülere bir sürü hakaret etti bahçeli sustu diyor.
rahşanın bir kere sövdüğünü fakat tayyip erdoğanın msp geçlik kolları yöneticiliği zamanlarından beri ülkücüler ve türkeş aleyhine yaptığı açıklamaları, hakaret ve küfürleri arşivden çıkarıyorum önüne. çıtı çıkmıyor.
dsp ile kurulan koalisyonun mevcut şartlar içinde en doğrusu olduğunu ancak 28 şubat darbesinin henüz sıcaklığını koruması ve mhp yönetiminin iktidar acemiliğinin üzerine geçirdiğimiz iki büyük depremin verdiği hasarı hatırlatıyorum.
ecevitin dinsiz olduğunu iddia edip niçin onlarla ortak olduğumuzu soranlara, ecevite oy veren dindar cemaatlerini hatırlatıyorum. ecevitin en dinsiz bilindiği 70li yıllardaki chp-msp koalisyonunu hatırlatıp biz dspnin islama en saygılı olduğu zamanda koalisyon yaptık. sizin koalisyonunuz zamanında akıncı ağabeyleriniz chpli militanlarla kol kola gezerken o militanlar ülkücü katlediyordu o zaman müslümanlığınız neredeydi diye soruyorum.
"karpuz" kesiyorum ortaya, "yeşil komünist" tanımının nereden geldiğini anlatıyorum...
duvara konuşuyorum
eline fırsat geçmiş gibi sırıtarak atılıyor, koray aydın deprem yardımlarını cebine attı.
koray beyi tanımadığımı ama deprem bölgelerinde yaptığı kalıcı konutlar ve organizasyona japonların bile parmak ısırıp ödül verdiğini, hem koray beyin dokunulmazlık zırhından sıyrılıp yargılandığını; yargı sonunda 11-0 suçsuz bulunarak aklandığını söylüyorum.
kanun önünde masumiyeti tescil edilmiş bir kişiye hırsız demenin suç olduğunu hatırlatıp dinen günah olduğunu hatırlattıktan sonra sizin ali dibocular ve gemicik sahipleri dokunulmazlık zırhını niye kaldıramıyor? diye soruyorum.
süngüsü düşüyor...
batık bankalar sorununun eski iktidarlar döneminden katlana katlana gelip üçlü koalisyonun kucağına nasıl düştüğünü belgelerle izah ediyorum. o dönemde bankalar operasyonu yapıp daha çok kayıp vermeden operasyon yapıldığını ve başarıldığını, batak bankacıların içeri tıkıldığını fakat akp iktidarı tarafından hepsinin dışarı salındığını gözüne sokuyorum nazikçe.
mecliste hakkında yolsuzluk dosyası olmayan tek liderin sn. devlet bahçeli olduğunu, diğerlerinin dokunulmazlık zırhının arkasında yaşadığını gazetelerdeki haberi gözüne sokarcasına göstererek anlatıyorum.
tıss..sesi duyuyorum.
namaz ve iman bahsi kıran kırana geçiyor, din kendi tekellerinde ya
bir insan ben dinsizim demedikçe dinsiz, imansız olmakla suçlanamayacağını hadis ve kıssalarla izah ediyorum. bahçelinin davul zurna eşliğinde veya mankenler gibi kamera eşliğinde camiye gitmediğini anlatıp sen türkeşin hacı olduğunu biliyor muydun? diye soruyorum. bazıları ilk defa benden duyuyor. alışmışlar kendi liderlerinin her gittiği yerde aynı namazı iki üç defa kılmasına, alışmışlar "hacca da giderim viskimi de içerim" felsefesine.
ülkücüler ibadeti gösteriş için değil, allah rızası için yapar; benim veya bahçelinin namazından sana ne? günahı varsa hesabını allaha verecektir. namaz kılıp namussuz olmaktansa kılmayıp namuslu olmayı yeğlerim diyorum.
bahçeli'nin namazını eleştirenlerin çoğunun camiyi cuma'dan cumaya gördüğünü öğrendiğimde ben şaşırıyorum. "dinime söven bari müslüman olsa" vecizesini hatırlatıyorum.
müslümanlık siyaseti yaparak iktidar olanların zinayı suç olmaktan çıkaran, domuzu kasaplık et sınıfına alan kanunlarını hatırlatıyorum. bu milletin vergileri ile onarılan ve ibadete açılan kiliselerden habsediyorum.
allah ile kandıranları anlatıyorum susuyorlar...
laf lafı açıyor, referandumdaki hayır oyuna geliyoruz. mhpye son bir çamur atmak için üretilen bildiğimiz klişe sözleri tekrarlayıp duruyor.
biliyorum, damarıma basıp kavga çıkartmak için bütün bunlar. kavgaya tutuşursam ülkücüler böyle işte, hepiniz kavgacısınız deyip sıvışacak.
referandum yapıldığından beri hangi darbeciyi yargıladıkları soruyorum. referandumun kötü karakteri kenan evrene yapılan maaş zammını soruyorum.
mhpde aktif ve üst düzey görevdeki eskimez ülkücülerden aklıma gelenleri sayıyorum
mhpden gidip şimdi mhp aleyhine çalışanların rahmetli türkeşe neler yaptıklarını anlatıyorum kısa kısa.
mhpden fiili olarak ayrı olsa bile mhp çizgisini koruyan ve o uğurda elinden gelen gayreti gösterenleri anıyorum.
kendi akp'sindeki, chp'sindeki uyuşturucu baronlarını, genç kız hastaklarını, apo'nun ev arkadaşlarını, ülkücü katillerini, bölücü yandaşı vekillerini zimmetçi, rüşvetçi, kasetçileri hatırlatıyorum.
daldan dala geçiyor, konudan konuya atlıyor.
çok uğraşıyor, kaşınıyor ama bir türlü kaba kuvvet faslına çekemiyor.
biliyorum her konuşmamızda, anlattıklarımdan bazıları aklını kemiriyor, her görüşmemizde içine bir kurt düşüyor.
ama kimler kurduysa zembereğini her seçim döneminde ortaya çıkıp aynı şeyleri söylüyor: bahçeli oradayken mhpye oy vermem.