en iyi yaptığı işle, tesisleşmeyle uğraşması gerekirken, pek ehil olmadığı futbol konusuna burnunu fazlaca sokarak "büyük başkan" olma konusunda sınıfta kalmıştır.
tribün konusunda sırf "bedava biletçileri" değil; herhangi bir tribün grubuna mensup, yani yeri gelince "yönetim istifa" diye sesini çıkarabilecek tüm taraftarları sindirmiştir.
kulüp içinde sivrilen, kendisine rakip olabilecek tüm başkan adaylarının akıbetlerini bildiğimizden, pek demokratik bir başkan olduğunu da söyleyemeyiz.
son sözü yine kulüplerin asıl sahibi olan "taraftar" söylesin: