o haberi alırsınız; o öldü. etrafınızda birileri bunu söylüyordur size ama o an durmuştur hayat sizin için
ne demek öldü, nasıl öldü ? zamanda kaybolmak diye bir şey varsa eğer gerçekten işte o haberi aldığınız an zamanda kaybolursunuz. beyniniz büyük bir baskı uygular başınıza, tüm görüntüler bulanıklaşır, sesler uğultu halini almaya başlar. ne demek öldü, ölüm nedir ? kabul etmezsiniz, edemezsiniz. o sizi bırakıp gitmez ki, gidemez ki. bu insanlar saçmalıyor olmalı, o ölemez ki, ölüm ona yakışmaz ki. binlerce şey geçer o an aklınızdan ama o kadar hızlı geçip gitmektedir ki siz bile yakalayamazsınız düşüncelerinizi. bir tek siz kabul etmezsiniz öldüğünü, geri kalan herkes kabullenir bu durumu. o ölmedi bu aptal insanlar yanılıyor aricak beni biliyorum aricak diye beklersiniz günlerce, haftalarca hatta aylarca. o aramayınca siz ararsınız ve hep aynı ses 'sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakabilirsiniz.' aramaz, arayamaz ki.. yavaş yavaş kabullenmeye başlarsınız ama her kabullenişinde kendinizden, benliğinizden biraz daha bir şey kaybedersiniz. artık siz siz olmaktan çıkarsınız ve kim olduğunuzu ne olduğunuzu bilemez hale gelirsiniz. acınız öyle büyük olur ki içinizde başka hiçbir şey acıtamaz olur artık canınızı. etrafınızda size destek olmaya çalışan insanlar vardır. hepsi aynı şeyi tekrarlar durur; hayat devam ediyor. bilmezler ki bitti hayat sizin için. onlar nefes alıp vermeyi hayat sanıyorlar ama siz öyle olmadığını çok iyi biliyorsunuz. giden sevgiliyle beraber siz de yok olmuşsunuzdur aslında. hep yarı uyuşuk bir haldesinizdir artık. duyarsız, etrafınızda olanlara karşı ilgisizsinizdir. sonra onun hep içinizde bir yerlerde sizinle olduğunu hissedersiniz. zaten hep ordadır ama bazı şeyler olur ki onun ölmediğini sizinle birlikte olduğunu iyiden iyiye hissettirir. içinizde yaşatmayı öğrenirsiniz kısacası. eskiden onunla birlikte yaptığınız şeyleri şimdi görünürde tek yapıyor olsanız da aslında hala onunla birlikte yapmaktasınızdır. görüntünüz tektir sadece aslında iki kişisinizdir hala. sizi çok mutlu eden * şeyleri yine ilk onunla paylaşırsınız. bazen gerçeği unutup telefona sarılırsınız hemen ama akabinde çarpar yüzünüze gerçek ve yutkunursunuz. ve sonra ona ulaşabilmenin tek yolunun telefon olmadığını anlayıp başlarsınız anlatmaya. her hecenizde, her vurgunuzda sizi dinlerken ki o yüz ifadesi gözünüzün önündedir yine. siz anlatırken o yine tatlı tatlı gülümseyerek dinlemektedir sizi. kısacası büyük bir tezatlıktır artık hayatınızda bu durum. hem o yok diye tarifi imkansız bir acı içinde kıvranırken hem de o varmışcasına yine her şeyi onunla yapıyor gibi hissedersiniz. ama bildiğiniz bir şey vardır ve bundan eminsinizdir. beden denen şey maddi bir olgudur, ama siz onun ruhuna sahip olmuşsunuzdur ve ruhlarınız hep birliktedir, o sizin içinizdedir ve içinizde öldürmediğiniz sürece gerçek anlamda hiçbir zaman ölmeyecektir.