--liverpool--
sana tecavüz eden adamın gözlerini anlat bana; o gözler kafanın içinde yeniden canlandığında, ne yapmak istediğini söyle... arzu mu vardı tecavüzcünün gözlerinde, öfke mi, intikam mı? mutluydu, diyebilir misin o gözlerin sahibi için?
bu soruları bir çocuk bile bu kolaylıkla soramaz. tecavüz konuşulmaz çünkü. biz, tecavüzün, cinayetten de korkunç olduğunu biliriz içten içe; öyle öğrendik, öyle kabullendik.
sana tecavüz eden adam, zevk mi alıyordu bundan, yoksa gizlice acı mı çekiyordu? bir psikiyatristin, bu soruyu hastasına sorduğunu biliyorum ben. iyileşmenin tek yolunun, anlatmak olduğuna inanan kadın, iyileşmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeyen kadına soruyordu: zevk mi duyuyordu tecavüzcün, acı mı... söyle bana. tecavüz ânını asla hatırlamak istemeyen hasta susuyordu. o sustukça, eğer hatırlamazsa, asla unutamayacağını söyleyen doktor konuşuyordu: anlatmalısın. aşmak için anlamalı; anlamak için anlatmalı, öfkelenmeli, ağlamalısın.