iranda şeriatın getirilmesinden sonra şeriata karşı gelen kişilerin evleri sabaha karşı basılmış ve bu kişiler evlerinin önündeki direklerde sallandırılmışlardır. (ölü bedenleriyle asılı olarak bulunmuşlardır).
bu olaydan haberdar olan aydın(!) insanların, ibret vermek için bunun taksim versiyonunu üretmiş olduklarını bana düşündüren başlık.
anlamadığım husus ise şu noktada başlıyor,
--spoiler--
Söz ve eylem diyalektiğinin öznesinin yüzleşeceği olgu, etik'tir. Sözün sahiciliği azalmayı,- eylemin sahiciliği ise, azalarak çoğalmayı göze alıştır ki, etik, burada, bu sahicilik ile hayat buluyor. Meşruiyet kazanma yerine eleştirelliği, egemen olma yerine eşitlikçi duruşu yeğlemek, belli ki sistemle aramıza koyacağımız mesafe ile mümkün olacaktı. Bu süreç, söz ile eylemin sorgusunu bir vicdan olarak hissetmek ve hattâ hayatımıza çağırmakla sürüp giden bir durumdur ki, bu aynı zamanda hayatı devrimcileştirmenin pratikleriyle de donanımlıdır.
Ahmet telli - ben hiçbir şey söylemedim.
--spoiler--
Ahmet Telli'nin de dediği gibi sözün sahiciliği azalmayı, eylemin sahiciliği ise azalarak çoğalmayı gösterir. Neden bunu eyleme dökememek neden ?
insan oğlu düşünmeden konuşmamalı.
Yüreksizlikleri, korkusuz gibi görünen mimikleri fakat masa altında titreyen bacaklarıyla hiç konuşmamalı.