yatağımda içinde çiçek de olan bir tepsiden menemen yemek istiyorum. yatarak yemek yenmez diyenleri saksıya koyup sulamak istiyorum. odamda bir çeşme olsun istiyorum. aslında istediğim pınar ama eşeğin kulağına yanlış anlaşılıp su kaçırmak istemiyorum. çeşme ile kız arasındaki bağlantı bikiniye endeksli kalsın istemiyorum. kalmasındı yani. babam yine saçlarını yana tarasın istiyorum. bu cümleyi; bu dünyadan, bu çağdan ayrı tutmayan, tutamayan herkese küfretmek istiyorum orası da ayrı. tepside çatal olmasın istiyorum burası bitişik. önceden bağrı yanana ayran içirenler, nasıl da göremediniz yoğurdun yanığa sürüldüğünü. çağ atlayıp içime bilmem kaç faktör güneş kremi sürmek istiyorum. çeşmedeki kızlara da selam ediyorum. rejim yaramış. fazla kafandan kurtulmuşsun. de bağlacı koysam buraya belki bağlanır bu ara diyerekten: su yatağım olmasın istiyorum. diskografi okuyanlar bilir. tahterevalliye binebileceğim biri odamda hep hazır olsun istiyorum. bağlamak aklımdan geçmedi. üstte olmayı ben de severim. unutma bu bir fantezi. masum olduğunu söyleyen de cahildir. demir ocağı olsun istiyorum odada bir de. kendi çekicini ateşte dövmek gibisi var mı? fiskobirlikten bu noktada yardım talep ediyorum. kırdığım fındıkların kabukları boşa gitsin de istemem, şömine istiyorum. burada kamera yan çevrilsin: duvardaki ayı postuna yaslanıp şarap açmak ve demli bir çay içmek istiyorum. -bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında- rahat birşeyler giymek istiyorum. kırk üç numara ayakkabılarım mesela. gerisi zaten gelir.
ölmekle katledilmek arasındaki bağı çözemeyen herkeş şşş ayar çabasına girmiş.
öyleyken o zaman amerika'yı sevelim demek demagojinin ağbabasıdır.
müslümana kanıt kur'andır. daha nasıl ispatlayayım musa'yı isa'yı.
yanlış şurası.
şûrası hatta.
islam ibadet edersen cennete gidersin demiyor ya da münafıklık nedir onu bilmiyorsunuz.
ya da dil ile tasdik edip kalp ile inanmamak nedir onu.
-allah kalplerinizde olanı bilir-
bilir lan bilir.
varsayımlarınıza katılmıyorum beni yok sayın.
ağır konuşma bozukluğu. yaşıyorum buna bozukluk atsana.
ve laf ağızdan çıkar.
ağzımı bozdurma.
laf ağızdan bir kere çıkar.
özür dilemeyeceğim.
taş yuvarlanacak, yosun küsecek.
dağın haberi olmayacak.
görüşmecimin yeşil soğanı kokacak.
ne münasebet.
evet efendim sepet efendim.
her şey bir red ile başlayacak.
seni diş fırçalamak kadar özleyeceğim.
ağız kokumun bedelini burnuna ödeteceğim.
bir olura ölürüm ben.
sepet sarkar kartal kalkar.
sakar sepet
dibin düşüyor
ağzımı bozmayacağım.
ben kendi cebimden ödedim
gülücüğümün bedelini.
kimse biçmesin kendine paha.
çitin maliyeti
iti ötede tutması için
arz talep eğrisi
inişte göz yaşı olur
bayır aşağı.
onun bunun uşağı.
çartketti fark
görmezden mi gelmeliyim.
aynı dar
aynıdır yani
baktığınız açı.
kimse yalandan ölmez
çünkü en sahicisi ölüm.
külde bir ateşlik vardır en nihayetinde.
bir yanışla yani
yanmışlığa kavuşmuştur.
kül olmuştur.
kendini kul bilmiştir.
hal öyleyken böyle
bir kuple kablo olmaz mı
aramızda bu sahiciklikle.
en çok onaylanmayı seviyoruz
onaylanmanın sevildiğini bilerek
körler
körelmiş ağırlar
ağrılar
harf düşmesi
dudak büzüşmesi.
ya küserse dünya bana.
aman allah'ım burası nasıl tenha.
kendimle başbaşa kalırsam
hiç olduğumu anlarsam.
alkışlamalı beni dünya
kendi sesimi duyabilirim yoksa.
amuda kalk
armudun sapını göreceksin.
-oh baby baby it's a wild world-
do si la sol fa mi do
müslümanlığın 7. yüzyılda piyasaya sürüldüğünü sananların enteresan girişimlerine sahne olmakta.
müslümanlık bir teslimiyettir. museviliğin, iseviliğin bir zamanlar hak din olduğunu es geçmemek lazım.
çocuklar. ah çocuklar.
her çocuk islam fıtratı üzerine doğar. ta ki inancını seçene kadar, seçecek akla erişene kadar.
ölen çocuklar için sevinebiliriz bu sebeple ki cennete gidecek günahsızlardır onlar.
sabah sabah üzüntüye boğmuştur beni.
anlatmalıyım.
başlığı görünce "o ne ki la" tepkimden sonra ayarlarım sayfasına girdim "30 günde bir gelsin" olarak işaretli benimkisi.
acı gerçek işte bu. daha bir kere bülten alamadım.
bir ay kalamamışım şu sözlükte bir kere.
eğer beni bu sözlükten bir bülten vermeden uğurlarsanız ayıptır ayıp.
demeli ki yakın bulduğum bir isimdi. hem de örtüşmeyen düşüncelerimize rağmen. gönül isterdi ki kalsın ama gitmeyi seçti. üzüldüm, bir elimde köz tutarak.
ama daha üzücüsünü elbette anlatacağız.
bir ülke düşün ki giydiği kıyafet yüzünden insanlar ikinci sınıf insan muamelesi görüyor.
bir ülke düşün ki insanlar başkalarının kıyafetinden rahatsız olma cüretini gösterebiliyor.
bundan daha karanlığı olabilir mi ki ülke karanlığa sürükleniyor çığlıkları öptü ebemizin kulağını.
kanun var, kural var, şey var kardeşim diyeceksiniz.
kanun her şey demek değildir, kanun her zaman doğruyu söylemez bunu bilmeyeceksiniz.
insan değeri, hürriyeti ve de insanın yaşayabilme hakkı üzerine diyecek sözü olan varsa buyursun gelsin, tartışalım.