ankara'da yaşıyorsanız ve ya az çok ankara'yı biliyorsanız, semt olarak milli kütüphane'den haberdarsınız demektir.
kentin cazibe merkezlerden biri olan yedinci caddeye toplum ulaşımla gitmenin anahtarıdır milli kütüphane.
bir yer tamlayıcısından fazlası olsun isterseniz işte o zaman kütüphanenin milliyetiyle karşı karşıya kalacaksınız,
yapmayın...
işiniz düştü milli kütüphaneye diyelim. neler mi yaşayacaksınız? bu yazıyı okumanızda fayda var.yazıdaki
'klişe' üslübun nedeni bitabii milliliğin klişeliğinden.
kapıdan girer girmez sizi inanılmaz bir gürültü karşılayacak. o yüzden rahat olun. telefonla konuşarak falan
girebilirsiniz bence gerilmenize gerek yok.
gürültünün müsebbibi o güruh. sıra olmaması içten bile değil. mutlaka ve mutlaka bir sıra olacak sizde o milli
sıra olma duygusuyla hemen sıraya girecekseniz girmeyin onlar çalışma salonu kullanmak için kart okutma sırasına
giriyorlar.
milli kütüphaneye kurallar gereği ilk ve orta öğretim mezunu insanlar giremiyorlar. ilk ve orta öğretim mezunuysanız
girmeyin.
milli kütüphaneye ilk ve orta öğretimden daha fazla eğitim almış üye olmayanlar ise ancak geçici giriş kartıyla
girebilirler.
bu bilgileri hafife almayın. milli kütüphanede bu bilgileri edinebileceğiniz bir danışma yok. girene kadar zaten
danışma yok da kütüphanenin içindeki danışma benim orada olduğum 3 saat boyunca kapalıydı. mesai bitiminde çıktım.
benden sonra geldiyse bilemiyorum.
içeri girdiniz diyelim. 2-3 kat dolaştım bir tane kitap görmedim. zaten süreli yayınlar ve dijital ortamdaki
yayınlarla ilgileniyordum ama şans eseri de olsa insan milli kütüphanede bir tane kitaba rastlar değil mi?
ben rastlamadım. süreli yayınlarda bizim evi salonu kadar bir alanda birkaç dergi vardı evet.
milli kütüphane bir kütüphane değil milli çalışma salonudur. unutmayın. insanlar oraya ders çalışmaya giderler.
yemekhane gibi bir yere rastladım. şaşırmadım ilgilenmedim de...
kayıt olmak isterseniz. sizden mutlaka üniversite öğrenciliğinizi belgelemenizi yada mezuniyetinizi belgelemenizi
isteyecekler. eğer gerekli belgeleriniz varsa kutucukları dolduracaksınız. dolduracağınız kutucuklar da ösym'nin
sizin için hazır doldurduklarından değil bir a4 kağıdın tamamını doldurmanız gerekiyor. sakın taşırmayın.
bunun dışında biraz iletişimden anlıyorsanız. insanlar anadolu insanı ilgililer. yardımcı olacaklardır. danışmanın
olmamasını kafanıza takmayın. bu ülkede herkes danışma milli kütüphane diyorum oğlum.
başka bir izlenim yok aslında milli kütüphane sizin mahallenizden çok farklı bir yer değil açıkçası budur.
depresif yazlarımın biraz olsun kafa dağıtan dizisi... yine başlasaydın gelecek yaz? senaryo çekimler o bu zerre kadar umrumuzda değil... sen başlayacaktın biz senin dünyana kaçacaktık işte biraz...
imza: bir seri katil dizisine gönülden bağlanmış duygulu adam...
şimdi abi bizde kötü de olsa bir alışkanlık... uzun süre sözlükte takılınca işte kime yavşanılabilir. kimin az biraz eli yüzü düzgündür. kim kaç yaşındadır. kim kadındır kim erkektir. bunu rahatlıkla fark edebilir kıvama geliyorsun... eskiden de sözlükten hatun kovalamasak bile bir hatun kovalama isteğimiz hissiyatımız bir hevesimiz varmış demek ki.
işte bu hazır bulunmuşlukla bakıyorsun ben buna coşmuşundan yardırırım diyorsun. sonra bakıyorsun henüz coşmamış. sonra oğlum napiyosun yaşıtların çoluğa çocuğa karıştı sen daha sözlükten hatun kovalamak gibi işlerin eşiğine gelebiyorsun deyip kendine sinirleniyorsun. ve kapatıveriyorsun o yazarın sayfasını...
bir nevi otokontrol mekanızması gibi düşün... güzel bir durum...
daha kötüsü var mıdır? vardır buyrun bir anadoludaki üniversiteleri oradaki insanların üniversiteye bakış açılarını tespit edin. gezin dolaşın ondan sonra gelin buraya öfkenizi kusun...
haa siz istanbuldan, ankaradan, izmirden kalkıp erzurumda üniversiteye okumaya gittiniz... hem puanınız ancak oraya yetti hem paranız... ee artık durup bir kendinize bakmanız gerekiyor...
bir de merak etmeyin her zaman daha iyisi vardır. erzurumda okursanız konya daha güzel görünür. konyada okursanız ankara,izmir. ankarada izmirde okursanız istanbul. istanbulda okursanız avrupadaki üniversiteler...
bu sene tiesto yu getireceklerine dair saçma sapan duyumlar almaktayız organizasyon şirketinden... hahhahha yok hayır getirirler inşallah biz de bu entry i yazdığımız için göt olmakla kalmayıp deli gibi dans etmeye gideriz...
garip işler dönüyor bu sene bakalım... şenliklerini her zamanki firmalar isimler organize etmeyecek gibi görünüyor. en azından şimdilik.
edit: önce 50 cent dediler, sıla dediler sonra onlar da iptal oldu... bunların kendilerini bir şey zanneden organizatörlerini görmüş, bir sike merhem olmayacağını anlamıştım ya neyse...
demek ki neymiş her zamanki firmalar isimler canmış! akıllı olmak lazımmış falan ve filan.
ohoohoho 'on air'da sohbet sayfası falan. server ı da genişletmişse ben işe geri dönerim haa demedi demeyin!
edit: eski site daha mı iyiydi layn! en azından siteye girdiğimde birinci nesil admin yazıyordu benim için hahhaha. şimdi gururumu okşayan hiç bir şey kalmamış heey heey!
öyle mal malamat insanlar ki tahmin edemezsiniz... bu malamat kelimesini de adanada kullanıyorlarmış heralde çok sevdim çok benimsedim ülkücü kızlara layık bir sıfat olarak gördüm kullandım neyse biz geçelim şimdi ülkücü kızlarımıza. bakalım bir numaradaki ülkücü kızımızın neleri varmış demiyorum tabiiki...
gazi üniversitesinde okuduğumdan bu malamatların davranışlarına yakinen tanık olabiliyorum diyeceğim oydu. böyle erkeklerle komplike çalışıyorlar bu malamatlar. hoşlarına gitmeyen davranışları olan erkekleri ülkücü erkek arkadaşlarına şikayet edip dövdürüyorlar öyle de değişikler...
edit : hayır malamata mı takıldınız? onun dışında bir yorum yok gerçekleri olduğu gibi anlattım mesele malamattaysa gidin adanalılarla konuşun arkadaşım...
edit2 : kayseri ve siyas yöresinde de kullanılıyormuş bu ''malamat''. olsun ben buradan bütün adana'ya selam etmiş olayım...*
hayır bu prafüm sıkmak berberlerin aklına nerden geldi abi sonuçta siz saçla sakalla ilgilenen bir meslek erbabısınız literatürmüze berber parfümü diye bir tamlama sokmanıza ne gerek var... bir de bunların habersiz sıkanları var.
traş biter bitmez bir yerlerden buluyor çıkarıyor hemen parfümüm siz ne olduğunu anlayana kadar fıst fıst fıst sesiyle uyanıyorsunuz sonra mı? sonrası sonraki birkaç saat boyunca o lanet o ağır o gereksiz kokuyla cedelleşmeniz demek oluyor işte...
garibandır... okulunun bir geleneği yoktur. yazıktır günahtır. yok yani şu anda bir geleneği olmayan üniversitede okuyorum da lisemi mumla arıyorum sen düşün...
şehirler arası otobüs terminallerinde vazgeçtim çocuk olmaktan demiyorum. çünkü çocuk olmaktan hiç vazgeçmedim. ve şehirler arası otobüs terminallerinde bir küçük çocuktum ben. daha on dört yaşında başladım ailemden ayrı yaşamaya. ve o yaşlarda başladım şehirler arası otobüs terminallerinde vedalaşmaya tüm sevdiğim kadınlardan. saatim yok tam olarak bilemezdim diyemem o yaşlarda saat kullanıyordum evet. aksesuara hala meraklıyım da artık saat estetik gelmiyor evet. neyse ne diyorduk şehirler arası otobüs terminali.
böyle daha bir sıcak gibi. şimdi hava alanına kıyaslayınca. beni hiç hava alanında coşkulu bir kalabalık karşılamadı ya da uğurlamadı ama bu şehirler arası otobüs terminalinde oldu bir kaç kez. o yüzden hava alanı insana mekanikleşme yolunda hızlı adımlar attırıyor diyebilirim.
otobüse binmeden önce kalabalığın ortasında sadece o ve sen varmış gibi saatlerin dakikaların saniyelerin hiç geçmemesini istersin. binersin, öyle bir gözü yaşlı sevdiceğine dönüp bakarsın.
seni yolculamaya gelen arkadaşların otobüsün kalkmasını beklerler. gider oturursun otobüsün kalkmayacağı tutar. ve vefakar arkadaşlar gitmez. camdan gidin oğlum artık demek için şekilden şekile girersin ama bırakıp gitmezler.
ve bunların hiç biri yok abi hava alanında. öyle bir sıkıntılı. haa bir trenle mukayese etmek lazım dersen. garlar pek hoşuma giden yerler değil be usta...
şunun bir multiplayer ını oynayamadık ya ona yanarım... hatta modern warfare 2 nin de multiplayer ına el atamadık bir türlü... hala call of 4 oynuyoruz la çocuklarla...
ben bakayım dedim bir ara şunun 2 si multiplayer nasıl oynanıyor diye bir şey anlamadım... anlayan bir ara bir yol yordam göstersin laa...