Az evvel payitaht abdülhamid dizisinde duyarak tanistigim ilahidir. Halveti tarikatina mensup olan Semseddin ahmed sivasi'ye aittir:
Göster cemâlin şem'ini od'a yansın pervaneler,
Devlet değil mi âşıka mâşuka karşı yaneler.
Mescit ile medreseyi, ısmarladık zahitlere,
Hakk'a münacat etmeye yeter bize viraneler.
Biz mey'e tövbe etmişiz, ağyar elinden içmeğe,
Kudret yedinle sun bize, dolu dolu peymaneler.
Ey hali çok rânâ güzel, yağmaladın gönül evim,
Berk bağla aşk zincirini, boşanmasın divaneler.
Cevr-ü cefa çekmek ile Şemsi seni terk eylemez,
Seni seven âşıkların, hâşâ senden usaneler.
aydın'da kullanılan bir deyimdir. "şimdi bu can sıkıcı konuları açma" gibi bir anlama gelir. hikayesi de şöyledir:
askerliğin uzun yıllar sürdüğü dönemlerde genç bir adam hamile karısını bırakarak askerlik görevini ifa etmek üzere uzak bir şehre gider. bu sırada karısı kendine bir sevgili edinir. eşinden olan ilk çocuğundan sonra bir de sevgilisinden çocuğu olur. eşi askerden döner, bir akşam vakti köye gelir. kadın pilav pişirmiştir. adam pilav yemekte olan büyük çocuğun kendisinin olduğunu bilir. fakat bir de yoğurt yiyen bir bebek vardır. adam sorar: "yoğurt yiyen çocuk kim?" kadın da şöyle der: "yoğurt yiyeni karıştırma."
tam renk körlüğünün tıptaki ismidir. kalıtsal bir rahatsızlık olup, siyah ve beyaz hariç hiçbir renk algılanamaz. ayrıca sahip olmanın nasıl bir his olduğunu merak ettiğim hastalıktır.
faruk şükrü yersel'in yazdığı, cevdet çağla'nın bestelediği nihavend sanat müziği eseri. 5/4'lük aksak ritmde çalınır:
Bana bir zalimi Leyla diye sevdirdi felek
Çekmek isterdim onun derdini ta mahşere dek
Tapmışım hüsnüne yıllardır onun bilmeyerek
Geçti bir taze ömür işte bakın aldanarak