uludağ sözlük'te rastlayabileceğiniz bir ne idüğü belirsiz eylem. deforme? restore? allah allah? ne kadar yaratıcı adamlar var burada kıymetini bilmiyoruz hocu.
protestonunda bir adabı vardır. açmadı mı basar gidersin. bu kadar basit. bak çok basit. harbiden. her "kafa"nın alabileceği kadar basit.
hala aynı şeyi diyosunuz, kafalarınız da öne arkaya sallıyor musunuz aynı şeyleri tekrarlarken? reklam, para işi, kara kaş kara göz mevzu değil bu işler ayrıca.
ben duman'ın yerinde olsam bin tane rezillikle karşılaşsam üzerime pet şişe atılsa, alkol kutusu atılsa, ne bileyim küfredilse, orta parmaklar havada uçuşsa değil eski açlmayı oracıkta yeni şarkı uydurur onu çalarım. terbiyesizlik yap sonra da eğlendiremedi. yok ya!!!
verdiler mi eline arkadaşım bir konser programı? yazıyor mu orada duman şu şu şarkıları kesinlikle çalacak diye bir şey? nereden biliyosun adamın kafasındaki program akışını? anasının karınında rolling stones ile doğmuş gibi davranan bir sürü adam yüzünden rezil olmuştur asıl verdikleri konser.
çok efendi bir grup olduğunu hacettepe üniversitesi şenliklerinde kanıtlamıştır. seyircinin yapmadığı terbiyesizlik kalmadı ama efendililklerini asla bozmadılar.
bir de yakından izleyenler şahit olmuştur; adamlar çalarken kendilerinden geçiyorlar, çok eğleniyorlar. amatör ruhu taşıyor her bir elemanı.
her şeye bok atmayı kendine vazife edinmiş bir grup öğrencinin anlamadığı şey konserler albümü yapan sanatçıların eğlenme mekanıdır. hiç bir şey dayatamazsınız adamlara. ayıptır. yok yeni çalmış da yok bilmem ne? ya ne çalacaktı adamlar? olum bak sen anlamıyosun ama o adamın da ekmak parası o? kapiş? tabii ki çalacak yeni şarkılarını.
ayrıca hadi eyvallah deyip sahneyi terkettikten sonra izleyenlerin yarısı koptu gitti bir 5 dakka sonra adamlar tekrar sahnedeydi ve şu ayar dolu cümleyle başladılar ikinci yarıya: "biraz temizlensin dedik ortalık." sen önce otur bi bunu düşün. neden dedi? ne yaptık da dedi?
*lan edit manyağı oldum alkol sen nelere kadirsin!
bir başlığın doğrusu dururken ve gerekli bakınızlarla doğrusu yazarların gözüne gözüne sokuluyorken hala ve hala yanlış başlık altına entry girenlerin olduğu bir garip yer burası.
var mı böyle bir anlayış bilmiyorum da varsa çok saçma sapan düşüncelerle uğraşmak zorunda kalacak bir sistem olacağı aşağıdaki alıntıddan gayet güzel anlaşılabilir:
--spoiler--
"...misal, din karşıtı olan her bilimsel görüş, başta evrim teorisi, kanıtlanmamış dahi olsa tabu olarak kabul edilir, benimsenir..."
--spoiler--
nasıl yani lan? karar ver tabu mu? benimsenir mi? ahahahah. bir edit gelebilir sanki? ahahahah.
kaşları çok rerö rerö. ahh tamam vurmayın şaka lan şaka.
kaşlarına, gözlerine kurban olduğum hatun. yüzü şahane bak ama o fizik pek çok mankende de vardır. şimdi hakkını yemeyelim diğer güzellerin, eğri oturup doğrusunu şey edelim.
çaylaklığım süresince böyle sinsi sinsi uzaktan üjj bejj kişinin yazdıklarını takip ettim. aha bu adam da onlardan biri. "hakkat la!" dediğim entryleri var.
ha kendisini tanımam etmem o ayrı. hatta şimdi mesaj atsa "'aha bu adam' nasıl bir hitap lan mınısktiiim?" dese verecek cevabım yok.
bile bile lades durumu yaratan inançlar. batıl tamam ama diğer türlü de insan çok huzursuz oluyor.
hayatımda yolunda giden, güzel giden bir şeyler varsa; mesela sevdiğim kızla işler yolunda gidiyorsa, param maram varsa o dönem, sınavlar da süper gidiyorsa çok çok yakınım, dostum sormadığı sürece "nasılsın?" diyenlere "ehh işte idare ediyoruz." cevabını veririm. paylaşırsam mutluluğum bozulacak diye korkuyorum.
ilk ortaokuldaki gibi yabancılarla konuşma hevesiyle girdim. çok naif düşüncelerle, ingilizcem gelişir filan. ha iki saat sonra kendimi daha iyi ifade etmeye başladığımı farkettim o ayrı ama türk olduğum için yemediğim küfür, aşağılama kalmadı. türk erkeğinin imajını nasıl s.ktiyse bizimkiler; artık f'im demeden kimse konuşmaz oldu.
f'im deyince bir sözlük dolusu dick, fuck, pussy'nin arasında kaldım. hayır bir yerden sonra rolüne de kaptırıyosun terbiyez filan demeye başlıyosun ki, içler acısı bir hal alıyor olay. iki gavurca laf öğrenelim diye kendimden tiksindim yeminle.
benim bu adamla tanışmam tesadüfen olmuştu. bu adamla tanışmamı sağlayan kişiyle tanışmam da büyük bir tesadüftü. tesadüflerin sihrini, etkilerini yazarak tesadüfler yaratabilen ve dolu dolu eserlerle bizleri buluşturan son dönemin en iyi edebiyatçılarındandır paul auster.
ara ara nihat genç'in de öykülerini yayınlayan, oldukça uygun fiyata güzel öykülerle bizleri buluşturan, sanatçılarla ve edebiyatçılarla yapılan söyleşileriyle göz dolduran aylık gazete.
kül öykü gazetesi nisan 2009 sayısındaki yaprak ekinde kendisiyle yapılan bir söyleşi bulunmaktadır. ayrıca bazı şarkılarının hikayelerini de (ucundan kıyısından) bu söyleşide anlatmıştır.
bu öyle bir şaheserdir ki; içinde psikoloji, ahlak felsefesi, aşk, yönetim sanatı fazlasıyla vardır. insanlığı sorgulayan bir yapımdır. o onu yatağa atmış, beriki diğerine rüşvet vermiş, biri bunları görmüş skandal olmuş vs. vs. gibi tırtlıklardan uzak zekice kurguya sahip pek çok repliği tekrar tekrar gözden geçirilip üstünde düşünülesi bir fenomendir.
kitap olarak dune neyse işte bu dizi onun görsel karşılığıdır gözümde. on numerö.