yuksekdozalkol
596 (haşmetmeab)
sekizinci nesil yazar 2 takipçi 60.01 ulupuan
entryleri
oylamalar
medya
takip

    balkondaki turşu bidonu

    1.
  1. genelde her evin balkonunda bulunan turşu bidonudur. artık balkonla bütünleşmiştir ve ayrılmaz bir parçası olmuştur.
    2 ...
  2. uykusuz dükkan

    1.
  3. canını yediğimdir. ben o kadar şirin bir yer daha görmedim. her şeyi almak istersiniz ama derginin yeni sayısını alıp çıkarsınız,acıtır.
    0 ...
  4. kinyasvekayra

    1.
  5. 9. nesil yeni bir yazar, hoş gelmiştir. çok sevdiğim bir kitabın ismini kendine nick edinmiştir.
    1 ...
  6. her 23 nisan da yağmur yağması

    1.
  7. yıllardır düzenli olarak tekrarlanandır. ilkokulların hazırladıkları 23 nisan gösterileri sırasında mutlaka yağmur yağar ve çocuklar kaçışmaya başlar. bu sene de bekliyoruz efenim yağmuru.
    1 ...
  8. 7 yaşındaki fare

    ?.
  9. mahalledeki her çocuğun türlü türlü oyuncağı varken onun üstünde doğru düzgün kıyafeti bile yoktu. ne diğer çocuklar gibi araba resimli kazakları, ne ışıklı ayakkabıları, ne de sağlam çorapları... gerçi yüzünden hiç eksik olmayan gülümsemesi vardı. 7 yaşında olmasına rağmen çürümüş dişlerini, yaz kış durmadan akan sümüklerini bile gölgede bırakan gülümsemesi ve kocaman gözleri vardı.

    arada bir yan binadaki komşuları hatice abla, bakkaldan dönerken eline bir şeker tutuştururdu. kimi zaman ise camdan attığı para ile köşedeki bakkal yasin amca'dan günlük süt almasını isterdi. bakmak zorunda olduğu yatalak kaynanasına sinir olmamışsa paranın üstü ile istediği çikolatayı alabileceğini de söylerdi. bekir'in bütün sevinci bundan ibaretti. boş arsada koca gün futbol oynayıp üstü kirlenince anneleri bağırdı diye ağlayan çocukları bile kıskanırdı. çünkü annesi yoktu ve nerede olduğunu bilmiyordu. çalışıp çalışmadığını bilmediği bir babası vardı ama baba demeye bin şahit isterdi. kimi zaman eve gelmez, kimi zaman da bütün gün evde sigara içip bekir'in ciğerlerini önemsemezdi.

    yavaş yavaş havalar soğumaya başlamıştı ve bu yaz da anlamadan sona ermeye başlıyordu. okulların açılmasına az kaldığı için mahalledeki bütün çocuklar anneleriyle beraber önlük, çanta alma telaşına girmişlerdi. bekir, yaşıtlarından duyduklarına göre bu sene okula başlayacaktı ama babasından bu konuyla ilgili hiçbir şey duymadığı için, bütün kışı zemin kattaki evlerinin içinde geçireceğini anlamıştı. akşamları okuldan çıkan çocukların, sokağın başından itibaren başlayan çığlıklarını duyacak ve koşuşturmalarını izleyecekti. sonra kömürlüğe gidip devletin dağıttığı kömürlerden alıp korka korka sobaya atacaktı ve rutubetten kokmuş battaniyenin içine girip sararmış tavana yansıyan alevlerin dansını izleyecekti. tam da o sırada sessizlikten yararlanıp odanın içinde gezinmeye başlayan fareyi görecekti ve yalnız olmadığına sevinecekti. bekir'e göre farenin de bu sene okula başlaması gerekiyordu. kendini bildi bileli o fareyi görüyordu evin içinde. hatta bazen gözüne daha büyük gözüküyordu ve buna bir anlam veremiyordu. aklına o farenin çıkıp eve diğer arkadaşlarını yolladığı fikri gelmiyordu.

    ertesi gün erkenden kalkıp hatice abla'nın evine gitti. zıplayarak zile bastı ve merdivenlere oturup beklemeye başladı. beklemek bekir'in yapabildiği en kolay şeydi. kapı açılmayınca hatice abla'nın evde olup olmadığını merak etti ve kulağını kapıya dayadı. içeriden garip sesler geliyordu ve bu sesleri babasının geceleri eve getirdiği kadınların çıkardığı seslere benzetti. uyumaya çalışırken diğer odada çığlık atan ablalarının sesleri gibiydi. o bunları düşünürken hatice abla birden kapıyı açtı ve karşısında meraklı gözlerle ona bakan çocuğu görünce üstünü başını düzeltmeye başladı. bekir tam ağzını açacakken hatice abla " ben de seninle konuşacaktım " dedi. bekir neden demek ister gibi baktı ve hatice abla bunun üzerine " okullar yakında açılıyor. ee sen de kocaman delikanlı oldun artık. pazara gidelim de önlük, çanta alalım sana " dedi. bunu duyar duymaz bekir ağlamaya başladı ve hatice abla'ya sarıldı. ardından da hiçbir şey söylemeden merdivenlerden indi ve eve doğru koşmaya başladı. geldiğinde yünleri çıkmış divanlarının üstüne oturdu ve ağzını elleriyle kapatarak hıçkırıklarının duyulmamasını istedi. ses çıkarmazsa belki yaşıtı fare de ortaya çıkar ve okula başlayacağını söylerdi ona. bir ara sobanın arkasından hızla kara bir şey geçti ve bekir'in yüzünde bir gülümseme oluştu. fare çıkmasın diye odanın kapısını kapattı ve şarkı söylemeye başladı:

    " hatice ablaa, hatice ablaaa. iyi hatice ablaaa, canım hatice ablaa. bekir artık kocaman delikanlııı, güzel hatice ablaa. bekir okul yolundaa yanında hatice ablaaa "

    hem söylüyor, hem divanın üstünde zıplıyor hem de ağlıyordu. o an sevinçten biricik arkadaşı fareyi bile yiyebilirdi. iki saat boyunca şarkıyı söyledi. arada sözleri unuttu ve en baştan başladı. sümüklerinin tadı ilk defa bu kadar güzel geliyorduve koluna silmeye ihtiyaç duymuyordu.

    birden kapı açıldı ve içeri hatice abla girdi. bekir ona da şarkıyı söyledi ve hemen yanına giderek elini tuttu. hatice abla, bekir'i banyoya götürdü. suların akmadığını bilmiyordu tabii. öğrenince de çocuğu kendi evine götürüp soydu ve poposuna bir tane vurarak banyoya soktu. bekir'in yüzüne su döküldükçe gözleri güzelleşiyordu, saçlarının siyah olmadığı anlaşılıyordu. ilk defa böyle güzel yıkanıyordu ve çikolatadan daha çok sevmişti bunu. yine meşhur şarkısını söylemeye başlamıştı. daha sonra aceleyle evden çıkıp pazarın yolunu tuttular. o günden sonra akşam güneşi güzele değil, bekir'e vurur oldu. pazara girdiklerinde bekir, bağıran amcalara özenip tekrar şarkısını söylemeye başladı. hatice abla onun bu kadar mutlu olduğunu gördüğünden susturmaya çalışmıyordu. önlük satılan tezgahın önüne geldiklerinde bekir yerinde duramıyordu. kıyafetleri denerken zıpladığı için bacaklarına vuruyordu hatice abla. zar zor önlük aldılar, ardından da çanta, defter, kalem. hatice abla akşam yemeği için salatalık, domates, patlıcan aldıktan sonra dönmeye karar verdiler. bekir'in sırtında yeni çantası, elinde önlüğünün bulunduğu poşet, yol boyunca koşuyordu. geldiklerinde hatice abla onu öptü ve o eve girmesini bekledi.

    bekir eve girer girmez aldıklarını koltuğun üstüne fırlatıp bakkal yasin amca'nın yanına gitmek için tekrar evden çıktı. okula başlayacağını söylemesi üzerine bakkal amca, istediği bir şeyi alabileceğini söyledi. bekir etrafına bakınmaya başladı. en sonunda gözüne düdüklü bir şekeri kestirdi ve sarısından alıp çıktı. teşekkür etmeyi unutmuştu ve düdüğünü çala çala akşama kadar sokaklarda gezindi. mahalledeki çocuklar bir an için yeni bir arkadaşları olduğundan sevineceklerdi ama gelenin temiz bekir olduğunu farkettiler. sonra da umursamaz bir tavırla saklambaç oynamaya devam ettiler.

    hava soğumaya ve kararmaya başlamıştı. bekir için bu kadar sevinç yeterdi, bu yüzden eve gitmeye karar verdi. önlüğünü giyip, çantasını takıp yarısı kırık aynalarının karşısına geçip kendini izleyecekti. bunu düşününce koşmaya başladı. eve girdiğinde ilk önce tuvalete girip sabahtan beri tutmaya çalıştığı çişini yaptı. ardından odaya girdi ama keşke girmeseydi.

    biricik arkadaşı, bekir'in sevgisine layık değildi. onu kıskanmıştı ve önlüğünü, defterinin yapraklarını, çantasının fermuarını kemirmişti. bekir bu sefer bağırarak ağlıyordu. babasından dayak yerken bile bu kadar ağlamamıştı. düştüğünde de böyle acımıyordu yarası. bu sefer önlüğüne sarılıp ağlıyordu. ipleri sökülmüştü, yakasının üzerindeki desenler kaybolmuştu. bekir " nerdesiiin? " diye bağırmaya başladı. her gece beraber uyuduğu, aynı yaşta olduklarına inandığı fareye bağırıyordu. çoktan hıçkırıklara boğulmuştu.

    bekir, okula gitmeden hayatı öğrenmişti. büyümek için okula gitmenin gerekli olmadığını öğrenmişti. bekir artık 7 yaşında değildi. elleri büyümüştü, ayakları büyümüştü ama kalbi daha da küçülmüştü. artık adam olmuştu ve adamlar böyle olurdu. bekir, sevmenin kötü olduğunu herkesten çok daha iyi biliyordu. üst komşunun kızı merve bile sevgilisinin onu aldattığını öğrenince bu kadar ağlamamıştı. babası, annesinin kendisini aldattığını öğrenince de böylesine içten ağlamamıştı.

    bekir ağlarken uyuyakalmıştı. bir elinde yırtık önlüğü, diğer elinde en yakın arkadaşının kemirdiği silgisi... uyumuştu çünkü uyuyunca her şey geçerdi.
    5 ...
  10. mercuryf

    1.
  11. anaam ben buldum yazarıdır. nesildaştır, ne iyi etmiştir de gelmiştir.
    1 ...
  12. görkem şarkan

    1.
  13. batiyal fasiyes

    1.
  14. denizlerin ışık geçirmeyen 200-800 m. arasındaki derinliklerinde biriken çökellere verilen addır.
    2 ...
  15. amelie les crayons

    1.
  16. * 4 kişiden oluşan fransız bir müzik grubudur.
    2 ...
  17. vinci da vinci

    1.
  18. yeni bir 8. nesil yazar. buradan da vinci abimize de selamlar.
    1 ...
  19. anlatılamayan ancak yaşanırsa öğrenilen duygular

    1.
  20. adriana lima vs recep ivedik

    ?.
  21. aralarındaki fark cinsiyet ve vücut ölçüleridir.

    o burundaki ve kollardaki kıllar, daha sonra bıyıklar falan. dur çok kötü oldum birden. *
    1 ...
  22. melody pops

    ?.
  23. üstten üfleyince düdük vazifesi gören şekerlerdi. bazıları güzel sesli olmasına rağmen ses çıkarmayanları bile vardı. özlediğim şekerlerdir.

    http://static.musicroom.com/img/c/f/AIMG09800MR.jpg
    1 ...
  24. crystal ship

    1.
  25. 8. nesil yazardır.

    güzel güzel yazması dileğiyle.
    0 ...
  26. dolmuşta aşk başkadır

    1.
  27. o bir anlık bakışmalar, parayı uzatmalar falan... neyse, kaptırdım bir an kendimi. evet efendim dolmuşta aşk başkadır, bir daha onu göremeyeceğinizi bile bile... ilk defa trafiği seversiniz. ilk defa gideceğiniz yere geç kalmak istersiniz. ta ki o " inecek var" diyene kadar çeşitli hayaller kurarsınız. ayrılık vakti gemiştir, bir aşk da böyle son bulmuştur.

    sağlıcakla kalın.
    0 ...
  28. düşük yerçekimi

    1.
  29. düşürüldükçe uçmaya ve hafiflemeye sebebiyet veren yerçekimidir.
    bir de bu ada sahip bir blog vardır:

    http://dusuk-yercekimi.blogspot.com/
    2 ...
  30. dul duvağı

    1.
  31. * sidar inan erçelik adlı yazarın bir şiiridir.

    Acısı katmerlidir
    dul duvağı gibi yarım kalmış aşklar
    evet desen ne çıkar
    resmi kayıtlara geçen aşkına

    yeni sayfa açmak gerek bazen
    her ne kadar beyaz olmasada
    yazılıp silinmemiş olsun yeter

    birinde bir iz kalır diğerinde iki
    o olanda üç
    her aşk üç kişiliktir nede olsa.
    0 ...
  32. annenin oyna biraz nolcak demesi

    ?.
  33. kardeşle veya eve gelen misafir çocuğuyla oynamayınca oluşan durumdur. anne hemen diğer odadan gelir ve " oyna biraz nolcak" der, işte o zaman artık elinizden hiçbir şey gelmez ve oflaya puflaya oynamaya çalışırsınız.
    3 ...
  34. ford falcon

    1.
  35. ABD' li otomobil üreticisi Ford tarafından 1960 - 1970 yılları arasında ABD' de ürettiği compact sınıf bir otomobil modelidir.

    http://www.ford-pics.com/...011/05/64-ford-falcon.jpg
    0 ...
  36. beires

    1.
  37. ispanya' nın on yedi otonom bölgesinden en kalabalık ikinci bölge olan Endülüs' e bağlı; ispanya' nın güneyinde bulunan Almería eyaletine bağlı belediye.
    1 ...
  38. george m cohan

    1.
  39. abd' li oyuncu James Cagney' in 1942' de Yankee Doodle Dandyfilminde canlandırdığı roldür. bu sayede oscar ödülüne layık görülmüştür.

    edit: bunu da eksiledin ya bravo sana.
    2 ...
  40. geçmişe bakış

    1.
  41. bir Edward Bellamy kitabıdır. ilk olarak 1888'de ABD'de yayımlanmıştır. Amerika' da en çok satan romanlar arasında, Tom Amcanın Kulübesi ve Ben Hur 'den sonra üçüncü sıraya yerleşmiştir.
    1 ...
  42. blue skies

    1.
  43. bir ırving berlin şarkısıdır. sözleri ise:

    [1st verse:]
    I was blue, just as blue as I could be
    Ev'ry day was a cloudy day for me
    Then good luck came a-knocking at my door
    Skies were gray but they're not gray anymore

    [Refrain:]
    Blue skies smiling at me
    Nothing but blue skies do I see

    Bluebirds singing a song
    Nothing but bluebirds all day long

    Never saw the sun shining so bright
    Never saw things going so right
    Noticing the days hurrying by
    When you're in love, my how they fly

    Blue days, all of them gone
    Nothing but blue skies from now on

    [2nd verse:]
    I should care if the wind blows east or west
    I should fret if the worst looks like the best
    I should mind if they say it can't be true
    I should smile, that's exactly what I do.
    0 ...
  44. bireyselcilik

    1.
  45. genel bir deyişle, modern eşitlikçi toplumlar bağlamında ortaya çıkan ve bireyi merkeze alan bir anlayışın, bir değerler sisteminin ifadesidir.
    1 ...
  46. avrat ağızlı

    1.
  47. Karısının sözüyle hareket eden erkeğe denir.
    0 ...
  48. amerikaz nightmare

    ?.
  49. bir mobb deep şarkısıdır. sözleri ise:

    [Havoc]
    Yea.. Amerikaz Motherfuckin Nightmare bitch

    [Havoc]
    They wanna know, where the hood at, nigga we right here
    Live in the flesh, with the Tec's and never scared
    Them guns we holdin, claustrophobic, we'll let 'em air
    Dump Dump, reloaded Amerikaz Nightmare

    They wanna know, where the hood at, nigga we right here
    Live in the flesh with the Tec's and never scared
    Them guns we holdin, claustrophobic, we'll let 'em air
    Dump Dump, reloaded the Amerikaz Nightmare

    [Havoc]
    Dogs, I think smarter, reach harder
    slugs travel much farther
    Nigga stompin' a Timberland wearing, face carver
    With the box cutter, top gutter
    I'll hover over you lames, Run for cover, into your brain (yea)
    You did your thang but, not very good
    And by the, looks of things, You can't come back to the hood
    This is not a good look for you my nigga
    Whats really poppin, Inquirin minds wanna know
    How you rocking them, new guns, we cope those
    In bulk, like we bought 'em in Cosco's
    Don't get yaself murked, wet shirt
    Said it first, hurry this that red alert
    You ain't gotta get bucked to know that this led'll hurt
    The sight of my Hammer, gotcha heart pumping
    Nerves twitching, Eyes jumping, heads will roll
    when the pound starts kicking
    You be missing
    Moms will be wearing that yellow ribbon
    While I'm somewhere in the Caimen Islands, chillin, Nigga.

    [Chorus]
    They wanna know, where the hood at, nigga we right here
    Live in the flesh with them Tec's and never scared
    Them guns we holdin', claustrophobic, we'll let 'em air
    Dump Dump, reloaded Amerikaz Nightmare

    [Prodigy]
    Yo You know we keep them big thangs ( big thangs )
    That make dead people when we hit brains (hit brains)
    It's a wrap for the sequel get yo whip spray'd (whip sprayed )
    Tho I rather hit you walkin, get yo shit shaved ( shit shaved )
    Plus showered up, talkin then we split, EY (woo wooo)
    Wont catch me gun smokin, have the cops think
    It was drugs that provoke it while we rollin, EY
    Baby girl, I see you, can I get a taste
    Of that thang, heard its lethal in a good way
    Just so you kno I ain't the one that get yo clit ate
    But hope you got a strong back, I'll make yo shit break
    You'll be walking like a penguin for a few days
    Yo Bitch, you know we got BIG CASH
    Money fallin out our pockets, give you whiplash
    When we drive past your projects, ain't nobody can stop us
    Infamous they can't stop us, They want our spot
    Yo fall back nigga we got this

    [Chorus]

    [Prodigy]
    I got love for my niggaz, love for my niggaz
    Love for my niggaz, got love for my niggaz
    I bust slugs for my niggaz, slugs for my niggaz
    Slugs for my niggaz, bust slugs for my niggaz

    [Havoc]
    Yo slugs touchin, medics will rush 'em
    Jake dusting for Prints, make shift
    Morgue made for you pricks
    You know what stay on my hip, you know the hood that I rep
    You know we dumpin' them clips
    You in the valley of death

    [Prodigy]
    Get comfortable nigga, you runnin out of breath (outta breath)
    Ya blood is spilling thru the sealing of the necks (of the necks)
    Floor or have you flood the cement
    Ouside somewhere on the streets, no longer in the flesh.

    [Chorus]X2
    1 ...
  50. katyuşa maslova

    1.
  51. tolstoy' un diriliş romanının iki ana karakterinden biridir. Kimsesiz, gariban ama gururlu, genellikle duygularıyla hareket eden bir kadındır.
    3 ...
  52. daha fazla entry yükleniyor...
    © 2025 uludağ sözlük