1 ocak cuma günü akp’li cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan tarafından 5 üniversiteye rektör ataması yapılmıştı.
boğaziçi üniversitesi’ne akp milletvekili aday adayı olan ve akp teşkilatlarında çalışmış melih bulu’nun atanması ise ciddi tepkilere neden olmuştu.
boğaziçi üniversitesi öğrencileri ve akademisyenleri bu atamayı üniversitelere saldırı ve akp’nin gençliği sindirme çabası olarak değerlendirdi ve karşı çıkacaklarını ifade etti.
tkhnin memleketin dört bir yanında düzenlenlediği buluşmaların genel ismidir.
memleketin sorunlarının tartışıldığı ve çözüm için nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin konuşulacağı toplantı yarın yani 29 aralık 2019 saat 15.00'da ankara'da düzenleniyor.
memleketin geleceği ve kurtuluşu hakkında konuşmak, bilgilenmek isteyen tüm dostlar davetlidir.
https://galeri.uludagsozluk.com/r/1947926/+
Yarın saat 16.30 itibariyle ilk toplantısını gerçekleştirecek topluluktur, açıkçası nasıl bir şey olacağını merak ediyorum. bakalım yarını bekleyip göreceğim.
gitmeyi planlayanlar bana ulaşırsa beraber gidebiliriz.
Hande Durnanın ilk baskısı 2018 de yapılıp 2.baskısıda geçtiğimiz günlerde yapılan kitaptır.
80 sonrası ile gezi direnişi arasında geçen zamanda gerçekleşen devrimci eylemleri ve devrimci hayatları konu alıyor anlatımı ise gayet açık ve bir roman havasında.
siyasi içerikli ve nitelikli bir sohbet dinlemek,sohbete katılmak yada memleket ve sol hakkında merak edilen soruların cevabını almak isteyen herkesi bekleriz.
dışarda ne zaman yalnız olsam mesela sahilde otururken yada bankta yada küçük bir lokantada yada hastanede yada daha farklı bir yerde sürekli başıma gelen durumdur.şu an hastanede sıra bekliyorum,yaklaşık 5 dakika önce yanıma oturan dayı anlatmaya başladı fiyatlar çok pahalıdan girdi sonra sürdürdü gitti zaten konuşma bitince de ben başka hastaneye gidiyorum dedi gitti.dünde oldu yine bir dayı uzun uzun derdini anlattı bana çok sık oluyor bu durum pek bir anlam veremiyorum açıkçası.tipimden mi mekandan mı elimdeki sigaradan mı bilmiyorum yoksa herkese mi böyle oluyor onu da bilemiyorum ama bu durum benim çok hoşuma gidiyor itiraf etmek zorundayım.
sehabe'nin,ezhel'in uyuşturucu özendiriciliği suçlaması ile gözaltına alınmasına karşı tepki ve ezhel'e destek şarkısıdır.
işye sözler:
ve de biz adalete değer veriyoruz adalet de adalete değer veriyor mu? kimse yanlışa güzel diyemez yaptığınız hata düzeltin hemen müziğe duyduğun kaygı, kuşku nasıl? beslediğiniz televizyon suç yuvası diziler böyleyken müziğin suçu ne? tecavüz yasalsa fatmagül’ün suçu ne? eğer konu özendirmekse inanın bundan alası yok silah, kan, şiddet 13 yıl 300 bölüm kurtlar vadisi hala ceo kötü insan hep rahat eder kadına tekme atıp beraat eder anlattık anlamadınız, anlatmaya devam doğrunun yanında ol, susma ve de bağır trafoya kedi girer elektrik gider üşüyen adaletin dengesine pike müziğe özenip müptezel olcak olan aşk-ı memnu izlediğinde yengesini müzik evrensel ne lrak, ne ürdün ayırmaz çerkez, türk ya da kürt’ü katil tecavüzcü gezerek hürdür ezhel’e özgürlük! biz öyle popçu değiliz; bu hip hopçu beyni ne sigaram var, ne alkol ne de otçu değilim ezhel’in şarkıları biz de dinliyoruz “ya dur sigaraya başlayayım” mı diyorum? soma’da nerdeydiniz, adalet nerdeydi? müşavir madenciyi tekmelerken yerdeydik hırsıza katile serbest mi suç? uğur mumcu’nun faili hala meçhul 50 kilo esrarla yakalanan yeğen ama fazıl say’ı içeri almak istediler doğruyu gördün. sustunuz ama özgürlüktür müzik susturulamaz! kötü insan hep rahat eder kadına tekme atıp beraat eder anlattık anlamadınız, anlatmaya devam doğrunun yanında ol, susma ve de bağır trafoya kedi girer elektrik gider üşüyen adaletin dengesine pike müziğe özenip müptezel olcak olan aşk-ı memnu izlediğinde yengesini müzik evrensel ne lrak, ne ürdün ayırmaz çerkez, türk ya da kürt’ü katil tecavüzcü gezerek hürdür ezhel’e özgürlük!
uzun uzun anlatacağım.geçen kış hafiften hastalandım zaten zırt pırt hasta olurum ben işte yine hastalandım gittim sağlık ocağına doktor bir şey yok dedi ilaç bile vermedi tamam dedik oh iyiymişim kafasındayım sigaraya devam o zamanlar çok içmiyorum 3-4 günde bir paket.bir kaç gün geçti neler gelişti hatırlamıyorum şikayetlerim arttı bayağı bayağı hastalandım en yakın devlet hastanesine gittim doktor bir antibiyotik öksürük şurubu verdi yolladı (sonradan öğrendim öksürük şurubunu da benim içmemem gerekiyormuş daha çok nefes darlığı yaşamama sebep olurmuş) günler ilerledikçe deliler gibi öksürmeye başladım öksürürken sırtıma bir şey saplanmış gibi acımaya başladı ama bir şey yapmıyorum tabi doktorun ilaçlara güveniyoruz ya. (o doktoru da doktor yapanın...) ve beklenen an geldi bir gece ateşim çıktı bir şekilde soğuk duş falan düşürdük ateşi ertesi gün,gün bitiminde doktora gideceğim bekleyemedim fenalaştım ateş çıktı elim ayağım tutmuyor acile girdik ateş 40'a dayanmış bir iğne vurdular (bayağı taktı) bir iki ilaç verdiler gönderdiler ama ben ölüyorum hastalıktan öksüremiyorum sırtımın acısından.gece yine ateş çıktı falan ertesi gün bir özel hastaneye gittik artık,devlet hastanesinden hayır yok.röntgen çekildi kan tahlili yapıldı sonuç zatürre bir sürü ilaç falan 1 hafta yattım kontrole gittim hayata dönebilirsin dedi 2 gün geçmeden yine ateş çıktı başka özel hastaneye gittik bu doktor harbi doktormuş o iyileştirdi beni.ciğerler su toplama seviyesine gelmiş ha bu arada eve yatana kadar sigaraya devam ettim ve zatürrenin özelliğiymiş acayip terliyorum sürekli su gibiyim.röntgen kan tahlili sonuç damardan alacaksın ilacı damar yolu açıldı sabah akşam ilaç alıyorum damardan burada bir saçmalık daha ilacı vurdurmak için en yakın devlet hastanesine gittik yapmadılar ilacı hangi hastanede yazdırdıysan orada vurdur dediler o gece bir şekilde ikna ettik o hemşire mi neyse artık diğer r gün 25 dakikalık yola gidiyorum ilacı vurdurmak için hastalıktan öleceğim taksiye binecek halim yok ama çarede yok.10 günün sonunda doktor bayağı iyileştin dedi 8 tane falan ilaç vardı 5'e düştü sanırım emin değilim 2 tanesi alerji hapı bir tanesi astım tedavi ilacı şu nefes alamayınca çekilenden değil düzenli alıyorsun bunu sabah akşam.hayata döndük hafiften sigara içmeye başladım duramıyorum çünkü (saçmalık biliyorum ama duramıyorum).
1 buçuk yıl oluyor arada 3-4 kez daha hafif atlattım böyle tekrar ediyor hastalık ama hastalığı öğrendiğim için hemen müdahale ile sorun çözülüyor.
geçtiğimiz pazar acayip boğazım acıyor yutkunamıyorum yine hastalık geliyor herhalde dedim çünkü hep böyle oluyor hafif başlıyor 1,2 bilemedin 3 gün içinde deliler gibi öksürmeye tıkanmaya başlıyorsun.daha ilk gün hemen sağlık ocağına gidip antibiyotik falan yazdı doktor aldım çare vermiyor hastalık ilerliyor gittim kendi doktoruma bayağı sıkışmışsın dedi başka antibiyotik yazdı birde değişik bir ilaç Kortizol mü ne bilmiyorum tam bu ilaç ağırmış bir de mide koruyucu ve ilk defa birde sıkışınca çekmem için şu filmlerde falan olan astım ilacından(cidden çok iyi geliyor) kullanıyorum şu an öksürürken nefesim yetmiyor derin bir nefes alıp öyle öksürüyorum tabiki sigarayı bırakamadım sigara içiyorum sıkışıyorum ilacı çekiyorum(tam bir saçmalık) ve çarşamba gün kontrole gideceğim bakalım ne olacak şu an bir kaç gün önceye göre bayağı iyiyim ama derinden gelen bir öksürük ve nefes darlığı zorluyor.çarşamba doktora gidince editlerim belki sonucu.
Bunları buraya belki biri okur sigaraya başlamaktan vazgeçer diye yazıyorum.siz siz olun sigaraya başlamayın hastalıkları beraberinde getiriyor (ben biraz erken yakalandım doğru) ve bırakmak çok zor.sigara pişmanlıktır dostlar.
birde devlet hastanelerine lanet olsun iyileştirmiyorlar arkadaş ölüyorum sırt acısından röntgen bile çektirmedi kadın bende acemiyim tabi zatürre mi olduk daha önce.sağlıkta reform bilmem ne inanmayın bunlara yalan, bina yapmakla hastalar iyileşmiyor.
eğer okuyanlar olursa bir kişiyi bile sigaradan kurtarabilirsem ne mutlu bana.
Birgün gazetesinden Ünal ÖZMEN'in dikattle algılanması gereken yazısı
Doktorlardan biri, servisine gelen hastaya önce sosyal güvenlikle ilgili durumunu, diğeri cinsiyetini, üçüncüsü ödeme gücüne ve cinsiyetine bakmaksızın şikâyetini soruyor. Doktorunuzun bunlardan hangisi olmasını istersiniz?
Birincisini liberal, ikincisini dinci, üçüncüsünü laik okul üretir. Nasıl bir eğitim, nasıl bir okul tercihinizi doktor tercihinize göre yapın! Ve sizden oy istemeye gelenlerden onu isteyin!
Aslında birinci (liberal) ve ikinci (dinci) gramaj farkı dışında aynı. Biri olmadan diğeri olamıyor: Malum liberalizm muhafazakarlık, din tüccarlığı demek aynı zamanda. Yine de birini tercih etmek durumundaysanız politikacıdan istemenize gerek yok, mevcut sistem tam size göre demektir. Laik eğitimden yanaysanız onu istemek, bir şeyler yapmak zorundasınız. Kolay değil laikliği bu iki yırtıcının arasından çekip çıkarmak…
Eğitim laik olsun diyenler önlerindeki güçlüğü yenecek çoğunluktaymış gibi görünüyor ama onların içinde de çok sayıda liberal virüs taşıyıcısı var. Seçime giderken ekonominin krizine odaklanıp laiklerin laikliği göz ardı etmesi biraz da buna bağlı. Laikliğin siyasal bir dava olmaktan çıkması laikleri denge unsuruna dönüştürüyor. Bu da Erdoğan’ın arada laik biri gibi ortaya çıkmasını mümkün kılıyor.
Eğitim sisteminin laikleştirilmesinin muhalefet partilerinin gündeminde olmayacağı anlaşıldı. CHP, iYi Parti, SP, DP ittifakından giyim kuşam laikliğinden fazlasını beklemek saflık olur. Liberallere gün doğdu denebilir. Sınavlar, okullar, öğretmen (performansa), üniversitelerin bölünmesi gibi eğitim gündemlerinin dinselleşmeyle ilgisi yokmuş gibi laiklik bağlamında ele alınmaması liberallere fırsat sunuyor. Hazırlıksız, niyetsiz muhalefetten niyetini bozacak talepte bulunmanın anlamı yok.
Bu durumda eğitimde iyileşme hayalleri suya düşecek gibi! Bari diyorum muhalefet, bugünkünden daha adil, daha demokratik, daha bilimsel, daha laik olan 2003 öncesinin eğitim politikasına dönmeyi vaat etse! Eskiye dönüşü önermemin nedeni, olası iktidar adaylarının insanların nitelikli eğitim arayışına yanıt veremeyecek olması değil sadece asıl tehlike, mevcut durumun sürmesi çabasına hız veren liberallerin “yeni” fikirlerine kanma korkusu. islamcılarla baş etmede güçlükle karşılaşan solcuların liberal fikirlere itibarı beni daha da tedirgin ediyor.
AKP’yi aşmak, bu partinin kurduğu düzeni yıkmak derin bilinç gerektirmiyor; fakat kaostan kaçanlara kurtuluş yolu olarak özel okulların kapısını aralayan, AKP’den daha organize, küresel desteğe sahip neoliberallerle baş etmek için eleştirel bilince sahip olmak gerektiriyor.
Her biri özel okul zinciri sahibi veya onlara hizmet sunan bir dizi liberal eğitimciyi CHP’nin peşinde görüyorum bugünlerde (yoksa CHP mi onların peşinde). Bunlardan biri de muhaliflerin “eğitimde dünya markamız” dediği Selçuk Şirin. iki hafta önce, konuşmacı olduğu sempozyumda “imam hatipleşmeyi dert etmeyin” diyen Şirin, geçenlerde Hürriyet’teki köşesinden “Eğitimi dert edelim” başlığı altında bir dizi öneride bulundu. Sıraladığı yedi önerinin birkaçı şöyle: (1) “Eğitime dair her karar verilere dayanmalı.” (2) “Okulöncesi eğitim, geri dönüşü en yüksek yatırımdır.” (3) “Öğretmenlik profesyonel bir meslek olmalı.”
Hangi veriye? iş insanlarının işgücü ihtiyacına mı, demokrasiye olan güven istatistiklerine mi? Şirin’in piyasa verilerini kastettiği açık. Okulöncesi eğitimle “yatırım” kavramını birlikte kullanan, iki yaşındaki çocuğa verilecek eğitimi yatırım planı olarak gören kişi gerçek anlamda eğitimden söz ediyor olamaz. Profesyonellikle öğretmenlik ise hiçbir şekilde birlikte düşünülemez: Meslek, insanların kazanç elde etmeden de yaptığı işin adıdır. Profesyonellikten kasıt uzmanlaşma ise “meslek” zaten uzmanlaşma ile elde edilen bir unvandır.
Size, rahatsızlığınızdan önce sigorta numaranızı soracak doktor mezun edecek liberal okul (eğitim) projesinin önerisi böyle olur. Liberalin laiklik diye bir derdi olmadığını Türkiye’deki müttefiklerinin islamcılar olduğunu asla unutmayın. Aksi halde belli bir noktaya getirdiğiniz laik eğitim mücadelesinde başa dönmek zorunda kalırsınız
kısa bir süredir içinde bulunduğum durumdur.mesaj ile sohbetin samimiyetsiz ve gereksiz olduğunu düşünüyorum mesaj birşeyler bildirmek içindir buna da sms yeter de artar sohbet için arama yapmayı tercih ediyorum.
ölümcül olan hastalığının yıllık ilaç masrafının 2 milyon lirayı bulması,haliyle ailelerin hastaları için bu parayı karşılamayıp devlettten istemeleri üzerine devletin ülkedeki 3 bin hastadan uydurduğu bahaneler ile sadece 34 ünün masrafını karşılayacak olmasından çıkarılan sonuçtur.
ey devlet,ey bakanlık soruyorum size sadece zenginlerin mi iyileşebilmeye,yaşamaya hakkı var devlet fakire yardım etmeyecek ise ne işe yarar.
o aldığınız "gereksiz pahalı" makam arabaları,yaptırdığınız "gereksiz pahalı" saray, düzenlediğiniz sadece zenginlerin katıldığı "gereksiz pahalı" yemekler bunlara paranız var da sadece hasta çocuklara hasta insanlara mı yok.
ölüm ile,ruh ölmeyip sadece beden öleceğine ve öteki tarafta beden değiştirmiş olarak aynı ruh ile hayatımıza devam edeceğimize göre mantıklı olan ama insanların kabul etmediği durumdur.
Atatürk'ün önderliğindeki Türk dil devrimi ile kazanılmış Türkçe matematik terimleridir.Eski halleri ceyb ve teceybdir.29 Mart 1937 tarihli Ulus gazetesiyle bir yarışma başlatılmış,ceyb ve teceybe Türkçe karşılık bulunması istenmiş;3 Nisan 1937 tarihli Ulus gazetesi ile de kazanan kelimelerin sinüs ve kosinüs olduğu yayınlanmıştır.
Atatürk yabancı kelimelerin Türkçe karşılıklarının bulunması için şöyle bir yol çiziyor:doğudan gelen ağdalı,yüklü,bilim ve fen terimlerini bırakmak,yerlerine Türkçe karşılıklar bulmak;bulunamayan yerlerde de batı terimlerinin ortak köklerinden Türk ekleri ve kuralları ile yeni terimler yaratılmalıdır.Sinüs ve kosinüs için de 2. yol olan batı terimlerinin ortak köklerinden yeni terimler yaratma yolu kullanılmıştır.
Aslında sinüs ve kosinüs sözcüklerinin kökü Türkçedeki "sin" kelimesine dayanır.Sin kelimesi:çukur,yuvarlak,esnek anlamlarına geliyordu.Sonradan çukur anlamından kayarak mezar anlamını vermiştir.
Sinüs sözcüğündeki "sin" kökünü eski çağlarda ya batılılar Türklerden ya da Türkler batılılardan almıştı veya her iki taraf da aynı ortak kaynaktan yararlanmıştı.